Aslında bu post'un nedeni bu akşam seyrettiğim tiyatro oyunu. Murathan Mungan'ın 'Son İstanbul' adlı kitabındaki 'Dört kişilik bahçe' adlı oyun Şehir Tiyatrolarında bu sene sahnelenmeye başladı, hatta çok taze, bugün 2. kez seyre çıktı.
Oyun baştan sona hüzün... Dekorun ana teması sonbahar yaprakları içinde eski bir köşk...
Karakterler üzgün, mutsuz, hayattan beklentileri gerçekleşmemiş ve (bazıları) mutluklarını erteleyen kişiler. Kimi zaman bizden biri anlayacağınız.
Murathan Mungan Mardin doğumlu ve Üniversitede Tiyatro okumuş bir yazar, öyle de güzel işlemiş ki kişileri, ilişkileri ...
Kalp kırıklıkları olan aile fertlerini izlerken ister istemez siz de kendi ilişkilerinizi sorgulayacaksınız.
Ben daha çok, sıkıcı olan hayatımızı renklendirmek için herbirimizin günlük çabalarını düşündüm. Aslında ne kadar da sıradan herkes özünde ve pek çok değer ne kadar genelgeçer.
Hüznü sevmiyorum diye başlamıştım, şu an içim hala acır durumda, bu duyguyu yaşamaktan hoşlanmadığım için böyle söyledim. Dün akşam da 'Alaycı Kuş'u bitirmiştim, bir posta da o kitap acıtmıştı içimi zaten.
Artık bir şekilde resetleyeceğim kendimi inşallah. :) (Sanki zorla izlettiler, bile bile gittim, içimi kararttım işte)
Sonbahara yakışır bir tiyatro oyunu, Bence Nisan programında olmayabilir :) Sade vatandaş olarak, genel hatlarıyla beğendim pek çok detayı.
Oyun tek perde idi toplamda 1,5 saat sürüyor, fazla bunaltmadan ve gözleri buğulandırarak sonlanıyor.
Son olarak Tolstoy'un, Anna Karenina romanından alıntı yaparak, o meşhur tespiti paylaşasım geldi:
''Mutlu aileler hep birbirinin aynıdır; mutsuz ailelerde ise her ailenin mutsuzluğu kendine özgüdür''


















