9 Haziran 2011 Perşembe

Game of Thrones / Taht Oyunları

Arkadaşlar yok böyle bir şey!
Fantastik dünya tutkunlarındansanız zaten çoktan duymuş, indirmiş, izliyorsunuzdur bu diziyi.
Ben Ata’nın Ajanda’da Haziran sayısı için incelediği yazısı sayesinde haberdar oldum. Biz Engin’le bayılırız FRP, Yüzüklerin Efendisi ve türlerine. Hemen edindik ‘Game of Thrones’u.

İlk bölümde içim kalkmadı, dehşete düşmedim, bazı ilişkilerden bir tiksinmedim değil :)
Ama bölüm öyle bir sonla bitiyor ki, birbirimize devam edelim mi diye sormadan hemen 2. bölüme geçmesine izin verdik aletin.
Aynı heyecanlı tempoda devam etti sonraki bölümler de.

“Korku filmi izleyemeyem” diyen hemcinslerime göre bir dizi değil baştan uyarayım. Abartmışlar ölüm sahnelerini, bunu da göstermezler artık dediğim yerde; çok da göze sokmadan ama gayet net bir biçimde izleyiciye açık açık her şeyi aktarıyor.
Aynı şekilde cinsellik de öyle, bu sebeplerle 17 yaş altına yasaklanmış dizi. TR’nin ulusal kanallarında göstgerilir mi ileride bilmiyorum ama gösterilse de yapımın ufak bir kısmı makaslanacaktır kesin.

Aslında dizi 7 serilik bir kitaptan uyarlama imiş, ben sadece bu türdeki eserleri okumak yerine, izlemeyi tercih ediyorum. Ancak ‘Alaycıkuş’ serisi hariç... Keşke Alaycıkuş’u da film değil de dizi yapsalar şöyle 5 seneye yaya yaya, nasıl zevkle izlenir!

Bu dizinin Sawyer’ı Jaime Lannester, Logalas’ı ise Viserys Targaryen'dir bana göre.
Ama Sawyer’ımız da , Legolas’ımızda sevdiğimiz insanlardı; bu dizideki tipten benzettiğim karkterler ise benim için baştan ölmüştür :p Ağızlarıyla kuş tutsalar yaptıkları pislikler unutulmayacak, bakın nasıl benimsemişim diziyi, karakterleri falan hemen :)

Game of Thrones ile ilgili fazlası için Ajanda dergideki yazıyı okumanızı öneririm.


--- You win or you die... ---





8 Haziran 2011 Çarşamba

Beğendiğim eşyalar

tablo
Türkiye'de neden zevkime hitap eden online mağazalar yok... Varsa da ben neden bilmiyorum? :)
Kitap
oyuncak
çocuk valizi, kartondan
tablo

tablo


basicfrenchonline.com, ,sebastianfoster.com



7 Haziran 2011 Salı

Edirne gezimiz / Bölüm 3

Selimiye Camii'nden çıktığımızda öğlen vakti olmuştu ve karnımız zil çalıyordu. sonradan hiç pişman olmayacağımız o müthiş Ciğerci idi anılardaki yerini unutulmaz kılan :) ASRIN Ciğercisi, adı böyle.
Oralara kadar gidip eşe-dosta, hele işyerine Kavala Kurabiyesi ve peynir tatlısı görütmemek olmaz...
Enerjimizi toplamamız iyi olmuş, sonraki durağımız 2. Beyazid Külliyesi'ni gezmek oldukça zamanımızı aldı ancak pek de keyifliydi.

1488 yılında yapılan şifahane her türlü hastaya deva olmuş, en çok da psikolojik hastalıkları tedavi için kullandıkları yöntemler ilgi çekiciydi. Türk Sanat Musukisi makamlarının, günün hangi saatlerinde dinlenirse; hangi ruh durumuna iyi geleceği hesaplanarak hastalara müzik dinletiliyormuş.

Son olarak Trakya Üniversitesi'ni gezdik ve Meriç Nehri kıyısında çay içtik. Tam bir keyif haliydi ve güneşi Edirne'de batırarak şehirden güzel anılarla ayrıldık...

6 Haziran 2011 Pazartesi

Edirne gezimiz / Bölüm 2

Cami'ye ulaşmadan önce eski bir Çarşının içinden geçiyorsunuz. Mısır Çarşısı ufaltılmış bir benzeri ama çok daha az kalabalık.
Şehre has sabunlar ve minik süs süpürgeler satılıyor en çok, yanınızda bizim gibi bir de ufaklık varsa; o sabunların her çeşidinden almadan Çarşının sonuna ulaşamıyorsunuz :)


1575 yılında 2. Selim adına yapılan Cami'nin önümüzdeki günlerde Unesco Dünya mirası listesi içinde yer alması muhtemeldir.
Cami hakkında daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirisiniz.






II. Selim ise Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın oğludur...

5 Haziran 2011 Pazar

Edirne gezimiz / Bölüm 1

Biz Engin'le araba seçerken gözümüz hep büyük modellere kayar, daha fazla kişi nasıl sığarız diye. Arkadaşlarla yapılan uzun yolculuklar tadından yenmez çünkü. İğneada, İzmir, Ankara, Bozcaada, Saroz ...


Nisan ay'ında Sinemlerle beraber ailece günübirlik Edirne turu yapmıştık. Gece-gündüz-haftasonu ara vermeden o kadar çok çalıştık ki yazmaya yeni fırsat bulabiliyorum.
Atladık arabamıza, çıktık sabahın 8'inde yola.
Saat sabah 10'u geçerken şehirdeydik, hemen girişte kahverengi tabela ilgimizi çekti: Bulgar Kilisesi
Sw George Bulgar Kilisesi

Küçücük ve rengarenk boyanmış evler, daracık sokaklar, camdan aşağı kuruması için sarkıtılmış mütevazi çaşırlar.
Çok değil tabeladan sonra birkaç yüz metre ileri gidince karşınıza çıkıyor Bulgar Kilisesi.
Şansımıza 'paskalya' imiş, kilise girişinde süslenmiş yumurtalar vardı. Renk renk...





Yapı 1880 yılında Osmanlı Devleti'nin izniyle (Sultan 2. Hamid) yapılmış, zamanla şehirdeki Bulgar nüfusu azalınca artık cemaati de pek kalmamış; içerideki görevliden öğrendik bu son bilgiyi...


Aya Georgi Bulgar Kilisesi'nin içi
Daha sonra Edirne'yi merak edilir kılan kısma, Koca Mimar Sinan'ın 'ustalık eserim' dediği yapıyı görmek üzere arabada yerlerimizi aldık. Şehrin Merkezi'nden bulunan 'Selimiye Camii'ne varmamız 3 dakikamızı aldı.


Arkası yarın ;)








4 Haziran 2011 Cumartesi

Lady Gaga, bir ilginç insan ...

Hanım-kızımız için iflas etti diyorlar bilmem doğru mudur?

Marjinal ve stil sahibi olacağım diye üzerine et bile giydi, velhasıl kelam 'Monstar Ball' turnesi sebebiyle çookkk para harcadığı için 4.75 milyon dolar kaybetmiş.
Lady Gaga kıyafetleri
He bence 2 yıla kalmaz tekrar hatırı sayılır bir servetin sahibi olur yine o ayrı da. 86'lı bir hatunun (doğuştan çift cinsiyetli olduğu da söylentiler arasında) bu kadar büyük oynaması da cesaret ister değil mi?
Lady Gaga'nın ilginç giysileri...
Stilini zorlama buluyorum, ancak çok da ilgimi çekiyor. Bakalım sınırları daha ne kadar zorlayacak, daha enterasan nasıl kıyafetler giyebilir, bu çılgınlığı ne kadar sürdürebilir? :)
(Bir de ben bu tarz insanların Türkiye'de yaşasa nasıl kişiler olacaklarını merak ederim...)

3 Haziran 2011 Cuma

Çırağan okumaları / Bugün Vladislav Bajac konuk

Çırağan Okumaları, “Ülke Edebiyatları”nı ağırlamaya devam ediyor; Haziran konuğu, çağdaş Sırp edebiyatının ünlü yazarı Vladislav Bajac. 
Türkçeye çevrilen ve kendisine 2008’de prestijli Uluslararası Balkanika Edebiyat Ödülü'nü kazandıran 'Hamam Balkaniya' isimli romanından kendi dilinde bölümler okuyacak yazar (BUGÜN) 19.00’da Çırağan Sarayında olacak; aynı sayfalar kitabın Türkçesinden de okunacak.


3 Haziran 2011 Cuma, saat 19.00–21.00Çırağan Palace Kempinski, Saray Girişi, Mabeyn Salonu.
Katılım ücretsizdir; rezervasyon zorunludur, lütfen emaille ciraganokumalari@gmail.com 

ya da 0212 245 44 06’dan yer ayırtınız




sirp-edebiyati-vladislav-bajac-ciragan-okumalari-2751894_9178_300.jpg


Kitaplarında ruhsal tıkanıklık içindeki batı medeniyetinden bir çıkış yolu bulmak için edebi ve felsefi bilgeliği kullanma eğilimi olan Bajac, Türkçeye çevrilen Hamam Balkaniya isimli romanında bu bilgeliğin ışığında, kahramanlarıyla birlikte tarih, matematik ve edebiyattan oluşan sihirli bir üçgenin merkezinde gizlenmiş gerçeği arıyor.

zBK359531IC202_250.jpg

İki çeşit yazı karakteriyle eskiyi ve yeniyi ayırarak, veziriazam ile bir zamanların genç rahibi, anavatan ile ikinci vatan, Hıristiyanlık ile İslam, görev ile mahremiyet, yapmak ile yıkmak arasında yaşanan kimlik dramını ve bu kaderin örneklerini bulduğu belirgin ve tanınmış çağdaş isimleri irdeleyen romanda, XVI. yüzyıldan, Kanuni Sultan Süleyman, Sokollu Mehmet Paşa, Koca Mimar Sinan, Veziriazam Rüstem Paşa, Hürrem Sultan ve daha pek çok şahsiyet ile çağımızdan Orhan Pamuk, Vladislav Bajac, Alberto Mangel, Allen Ginsberg, Leonard Kohen, Sjon Alan Stivel ve ETA lideri Raul T. gibi önemli isimlerle kişilikler arasında, ortaklıklar kurularak kahramanların dramlarıyla tarihi dramlar örtüştürülüyor. Gerçek isimler taşıyan hayali kahramanların kimlikleri ve ikilemleri ile ilgili tüm o detaylar verilirken, tarihi kahramanların hikâyesine gölge düşürmeden farklılıklar, kişilikler, ince ayrıntılarıyla ustaca planlanıp bir bütün halinde sunularak birbirinden uzak tarihler arasında köprüler kuruluyor; bu köprülerle dünyalar, medeniyetler, şehirler ve kültürler birbirine bağlanıyor.
Çağdaş Sırp edebiyatının en heyecanlı ve en şairane romanlarından biri olan Hamam Balkaniya, suyu, siyaseti, dostluğu, cesareti ve ikilemi, yani kimliği anlatıyor.

2 Haziran 2011 Perşembe

Ajanda Dergi 1 yaşında !

Kendi özdisiplinmizle 1 yıldır zevkle çıkardığımız dergimiz Ajanda 1. Yaşını kutluyor!

Bu güzel ailenin bir parçası olmaktan her zaman haz aldım, bu ayki mutluluğum ise yaşgününden dolayı bambaşka.
Acar yazarımız İmge aynı zamanda bir çevirmen, bu ay onun çevirisini yaptığı, Everest yayınlarından çıkan Kara Brooklyn kitabı sizlere kendi imzasıyla hediye edilecek.
Kazanmak için ne mi yapmanız gerekiyor? Detaylar dergide, buyrun buradan...

Ajanda büyür de benim göbek durur mu? İşte 6 aylık minik oğlum ve ben, futbol topu yutmuş gibiyim...