4 Aralık 2009 Cuma

Franz Ferdinand'dan geliyor ... :)




Çok seviyorum bu şarkıyı ! 
NO YOU GIRLS


oh, kiss me
lick your cigarette, then kiss me
kiss me where your eye won't meet me
meet me where your mind won't kiss me

lick your eyes and mine and then hit me
hit me with your eyes so sweetly
oh, you know you know you know that yes i love
i mean i'd love to get to know you

do you never wonder?
no, no no no

you girls never know
oh no, you girls'll never know
no you girls never know
how you make a boy feel
you girls never know
oh no, you girls'll never know
no you girls never know
how you make a boy feel
how you make a boy

oh, kiss me
lick your cigarette, then kiss me
kiss me where your eye won't meet me
meet me where your eye won't lick me
lick your mind and mine so briefly
oh you know, you know you're so sweetly
oh you know, you know that i know that i love you
i mean i, i mean i need to love

do you never wonder?
no, no no no

you girls never know
oh no, you girls'll never know
no you girls never know
how you make a boy feel
you girls never know
oh no, you girls'll never know
no you girls never know
how you make a boy feel
how you make a boy feel
how you make a boy

sometimes i say stupid things
that i think
well, i mean i
sometimes i think the stupidest things
because i never wonder
oh how the girl feels
oh how the girl feels

no you boys never care
oh no you boys'll never care
no you boys never care
how the girl feels
no you boys never care
you dirty boys'll never care
no you boys never care
how the girl feels

oh how the girl feels
oh how the girl feels

2 Aralık 2009 Çarşamba

Belgesel Film Festivali başlıyor


Türkiye'nin ilk belgesel festivalinin öyküsü "toplumsal hafıza boşluklarının doldurulması ve kültürel sürekliliğin sağlanması" amacıyla 1997 yılında İstanbul'da baslamış. 
Ne kadar da doğru bir ihtiyaç değil mi ?
Bu yıl Festival'in 12.si düzenleniyor.
Festival Mekanları:
Fransız Kültür Merkezi,
 Suna İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, 
Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, 
Muammer Karaca Tiyatrosu, Kumbara Sanat,
 Nazım Hikmet Kültür Merkezi, 
Tarihi Sümerbank Binası ve 
Tütün Deposu
 Belgesel Sinemacılar Konferansı’na ise Galatasaray Üniversitesi ev sahipliği yapıyor.


Daha fazla bilgi için BURAYA tıklayabilirsiniz.

Anadolu Yakasında hayat var !




Ayrılıkçı bir başlık oldu sanırım (Avrupa-Anadolu :) ) ama amacım bu değil , hemmen belirteyim .

Sakin , sessiz Anadolu Yakası'nda çoook sevdiğim mekan olan CKM'de birbirinden güzel etkinlikler var.

Liste uzun olduğundan bu kayıdın devamında paylaşamıyorum,
programın tamamını görüntülemek için BURAYA  tıklayınız.


KADIKÖY BELEDİYESİ CADDEBOSTAN KÜLTÜR MERKEZİ
HALDUN TANER SK. NO:11 CADDEBOSTAN-KADIKÖY
Ayrıntılı Bilgi İçin: HÜLYA DEMİRCİ (216) 386 29 49 – 0535 948 61 40

1 Aralık 2009 Salı

Annie Hall







Yine kadın-erkek ilişkileri üzerine döktürmüş Woody Allen.
Çok seviyorum Woody Allen'in yaratıcı beyninden çıkan hikayeleri.

1977 yılında en iyi yönetmen (ve başka dallarda da) Oscar ödülünü almış W.A. bu film ile , hatta kendisi pek bir cool ödül törenine bile gitmemiş . Allah Allahhh , nolur yani git al işte saç derdin yok ,makyaj derdin yok , iki dakka alır gelirdin... :)
Filmde en çok sevdiğim cümlerelerden biri :   (acaba oscar'ı da bu yüzden mi istememiş ?)
"Benim gibi birini bile üyeliğe kabul edecek hiçbir derneğe asla üye olmazdım"



Bir de Diane Keaton'ın o birbirinden güzel , kıyafetleri vardı ki (o zamanlar ünlü olmayan Ralph Louren tasarlamış), hepsi benim gardırobumda olsun istedim !Gözünü sevdiğimin 70'leri :)

30 Kasım 2009 Pazartesi

Mary & Max



Film gerçek hayatta yaşanan bir hikayeden esinlenerek hazırlanmış , bunu bilerek izlemek filmin etkisini daha da artırıyor .

Soldaki arkadaş Mary oluyor , 8 yaşında Avusturalya'da yaşıyor.
 Filmin konusunu izlemeyenlere anlatmamak için ondan daha fazla bahsetmeyeceğim.

Hemen sağdaki abimiz ise Max,44 yaşında. O ise Newyork'ta yaşıyor.
Ondan da daha fazla bahsetmeyeceğim ...
(bu bahsi burada kapatalım :p)

Hep hatırlayayım , bu güzel film karakterlerini ,unutmayayım diye fotoları burada paylaşıyorum .. :)











Güldüğüme bakmayın , filmde oldukça gözyaşı döktüm. Yok aslında sulugöz de değilim ama ...

Film stop motion yöntemi ile bir yıldan uzun sürede çekilmiş.
Zaten her kare emek emek , senaryo muhteşem...

Amelie severler için daha da beğenilesi , sevilesi bir anlatım var.
Halen içim buruk , hüzünlü .Çok sevdim onları ....
Akrabalarımız Tanrı'nın vergisidir . Çok şükür ki arkadaşlarımızı biz seçeriz...


29 Kasım 2009 Pazar

O kadar makyajı bize de yapsalar ....

Evet evet ben yada kız arkadaş çevremin çoğunluğu bunu der durur. Güzel bir kız mı gördük , hmm makyajı falan da yerinde mi , hemmeeennn yapıştırırız lafı 'o kadar makyajı bana yapsalar ben de güzel olurum' :)
Şimdi nereden çıktı bu konu ? Şöyle oldu ... Bir sitede kendi kendinize kolayca fotoshop yaparak Zeyna da olabilirisniz , Giselle Bunchen de (neden bu örnekleri verdiysem ?). Öyle atıp tutmak yok yani ! :)
Şimdi seçin güzel bi fotonuzu , tıklayın buraya , tadını çıkarın görsellerle oynamanın ...
Ben en çok sol tarafımdaki zombimsi varlığa rağmen ,mutlu mutlu sırıtan halimi sevdim :)

25 Kasım 2009 Çarşamba

Bab-ı esrar



Mevlana ve Şems hikayesine ilgi duyanlar için heyecan verici bir kitap.
Cinayet ve bu olayların tasvirleri kitap içinde pek şık durmamış .
Anlaşılır ve akıcı bir anlatımı vardı ama kitap bana yine de doyurucu gelmedi.
Elif Şafak'ınm 'Aşk'ından önce bu kitabı okumuş olmak daha mantıklı sanki , bende sıralama yanlış oldu sanırım ...
Şems-i Tebrisi kitabın bir yerinde şöyle der , iddialı ama güzel yorumdur bence , biraz da özeleştiri okuyanlar için ...
“Gönül gözün kapanmış olduğu için, aklın sınırları dışına çıkamıyorsun. Gerçek aşkın ne olduğunu bilmediğin için, fedakarlığın da ne demek olduğunu bilmiyorsun. Çoktan bitmiş, heyecanı sönmüş, ancak ilginç ülkeleri gezerek, eğlenceler düzenleyerek, lezzetli yemekleri midenize indirerek, bedenlerinizi yaralarcasına sevişerek birbirinize katlanabildiğiniz cüzi aşkına bakarak, benimkini yargılıyorsun…
 Sen gerçek aşk nedir tanımadın ki, beni yargılayabilesin. Sen elini hiç ateşe sokmadın ki, aşk yangınının insan yüreğini nasıl sönmez bir çerağa çevirdiğini görebilesin. Sen, sevgilin için ölmedin, öldürmedin ki, beni anlayabilesin!  

24 Kasım 2009 Salı

Arles'te bir oda

Geçen sene bir müzeye gitmiştik , Musée d'Orsay . 
Bu müzede modern ressamların tabloları göreceğimi biliyordum, ama hangi ressamın hangi tablosu olduğu konusunda bir fikrim yoktu, bazen bilgisizlik ne güzel bir şey .. Neden mi ? Anlatayım .
Ben küçükkene evimizde bir takvim vardı , takvimde de ünlü ressamların , ünlü tabloları.
Bir resim de işte aşağıdaki , Vincent Van Gogh'a ait Arles'te bir oda tablosu idi.



 O kadar sevmiştim ki bu resmi , kesip çalışma masama yapıştırmıştım , yıllaarca ööyle bakıp mest oldum bu resme . Sanattan birdaha bu kadar anlamadım :)
Gelelim müze kısmına , işte biz müzede dolaşırken Van Gogh'un eserleri kısmına geldiğimizde ben bu tabloyu gördüm. O an maç anlatırken , heyecanını saklayamayan spikerler misali ağlamak istedim sayın seyirciler ..
Engin'e dedim , beni tablo'm ile biraz yanlız bırakır mısın ? :) Baktıım , baktımm , çocukluğum , artık yanımda olmayanlar , üzüntülerim , sevinçlerim falan geldi aklıma. Çok samimi şeyler hisstettim , hislerim beni mutlu etti ve I love Paris şeklinde sahte bir mutluluk cümlesi ile ayrıldım mekandan ...
Aradan 1 yıldan fazla geçti ki , geçen hafta Badeciğim bu olayı öğrenip bana evde bulunan cd'sini getirdi.
Resim neyi anlatır diye bir CD serisi var imiş.Kültür sanat işi tabi .. :)  
Bu bahsettiğim oda tablosunun eskizleri , neden ve nasıl çizildiğini anlatıyor. Dönemin ünlü ressamları şaşalı sarayları ,lüks odaları resmederken ; Van Gogh'un çizdiği bu mütevazi oda nasıl bu kadar sevilmiş ve meşhur olmuş ? , Resimde perspektif bilerek mi gözardı edilmiş vs gibi bir çok detayı öğrendim.
Çok sevdim  , beğendim , burada da paylaşmak istedim.
Buraya tıklayarak , siz de sevdiğiniz bir eserin öyküsüne kavuşursunuz belki ben gibi ,
Kalın salıcakla ;)