Böyle her yer bembeyaza uyanmak ne kadar güzel.
Fotoğrafta da göreceğiniz üzere bizim bahçedeki son gül karlı.
Efe'nin uyku saatlerinde okurum diye yeni bir kitaba başladım. Kütüphanemde okunmayı beklyeneler arasındaydı. Hedefim 1 haftada bitirmek.
Umarım Engin bugün erken gelir ve bahçede kardanadam yapabiliriz. Bunlar önemli şeyler :)
8 Ocak 2013 Salı
4 Ocak 2013 Cuma
Eminönü'nden fotoğraflar
Alışveriş yapmak için Eminönü'nde gezmek ne kadar zevkli.
Yün ve Efe'nin fotoğraflarını koymak için aldığım albümle döndüm bugün, bir de elimde çektiğim bir avuç fotoğraf.
Yün ve Efe'nin fotoğraflarını koymak için aldığım albümle döndüm bugün, bir de elimde çektiğim bir avuç fotoğraf.
2 Ocak 2013 Çarşamba
Yılbaşı gecesi
Benim ilk çalıştığım bankamdan çok sevdiğim 2 arkadaşım var, 10 yıldır görüşürüz, bir hafta sesimizi duymasak rahat edemeyiz. Bu sene hepberaberdik, eşler, çocuklar. Bizden daha mutlu olan çocuklardı orası kesin. Kalabalığı, kendi gibi veletleri ne kadar seviyor bu minikler.
Yemek olayını abartmayalım diye baştan anlaşmıştık, çöpe dökülen bir şey hemen hemen olmadı, buna çok sevindim. Ana yemek ve 3-5 meze üzerine meyve, kestaneydi menümüz. Kuruyemişe, tatlıya yer kalmamıştı bile. Kalanları ertesi gün hüplettik tabi :)
Biz milli piyango bileti almamıştık, diğer arkadaşlara da 50 Tl altı bir şeyler çıktı. Ben şans oyunlarını hiç sevmiyorum, o oyunlardan para da çıksın istemiyorum. Ailem de böyleydi, sanırım genetik :p
İçkimiz bira ve rakıydı. Emziren arkadaşımız alkolsüz olan biradan içti, çok iyi bir seçenek, ben de hamileyken ve emzirirken alkolsüz içerdim. Hatta bir gün komşumuzun annesi görmüş beni havuzda bira içerken, karnım burnumda; bir kaç gün sonra dayanamayıp sormuştu, 'sen hamile hamile içki mi içiyorsun' diye. Yok o alkolsüzdü dedim ama inanmamış gibi bakmıştı :)
Neyse böyle işte. 2012'den daha kötü olmasın yeter. Ben hastanede refakatçi olarak da yeniyıla girdim, başka üzüntülerle de. O yüzden hayattan beklentim genelde sağlıktır. Para da çabayla kazanılır, dostluk da emekle gelir, mutluluk da kişiye bağlıdır bana göre. Akıl, ruh, beden sağlığımız yerinde olsun 2013'te, ülkemiz daha güzel, aydınlık günler görür, bilimde, sanatta büyük başarılar elde eder umarım.
Masamızdan iki foto:


Bizimkinin suçu, topu sarı oğlumun( arkadaşımın oğlu) üzerine doğru yuvarlamaktı :)
Yemek olayını abartmayalım diye baştan anlaşmıştık, çöpe dökülen bir şey hemen hemen olmadı, buna çok sevindim. Ana yemek ve 3-5 meze üzerine meyve, kestaneydi menümüz. Kuruyemişe, tatlıya yer kalmamıştı bile. Kalanları ertesi gün hüplettik tabi :)
Biz milli piyango bileti almamıştık, diğer arkadaşlara da 50 Tl altı bir şeyler çıktı. Ben şans oyunlarını hiç sevmiyorum, o oyunlardan para da çıksın istemiyorum. Ailem de böyleydi, sanırım genetik :p
İçkimiz bira ve rakıydı. Emziren arkadaşımız alkolsüz olan biradan içti, çok iyi bir seçenek, ben de hamileyken ve emzirirken alkolsüz içerdim. Hatta bir gün komşumuzun annesi görmüş beni havuzda bira içerken, karnım burnumda; bir kaç gün sonra dayanamayıp sormuştu, 'sen hamile hamile içki mi içiyorsun' diye. Yok o alkolsüzdü dedim ama inanmamış gibi bakmıştı :)
Neyse böyle işte. 2012'den daha kötü olmasın yeter. Ben hastanede refakatçi olarak da yeniyıla girdim, başka üzüntülerle de. O yüzden hayattan beklentim genelde sağlıktır. Para da çabayla kazanılır, dostluk da emekle gelir, mutluluk da kişiye bağlıdır bana göre. Akıl, ruh, beden sağlığımız yerinde olsun 2013'te, ülkemiz daha güzel, aydınlık günler görür, bilimde, sanatta büyük başarılar elde eder umarım.
Masamızdan iki foto:
Bizimkinin suçu, topu sarı oğlumun( arkadaşımın oğlu) üzerine doğru yuvarlamaktı :)
27 Aralık 2012 Perşembe
Yarın, ucundan azcık Televizyondayım
Canım arkadaşım Müge yarın öğlen 12:30'da Star TV Soframız programında olacak.
Nasıl güzel bir yılbaşı menüsü var izlemeniz gerek, sofrası gözlerinize bayram yaptıracak.
Biz de Efe ve Sinem ile o güzel sofrada yerimizi aldık, çekim bittikten sonra afiyetle Müge'nin yaptığı yemekleri yedik.
Programın son 5 dakikası biz de görünüyoruz, hatta son 2 yada 3 dakikası da olabilir :)
Yemekbahane'yi yani Müge'yi TV'de uzuuun uzun izlemek için sabırsızlanıyorum!
Nasıl güzel bir yılbaşı menüsü var izlemeniz gerek, sofrası gözlerinize bayram yaptıracak.
Biz de Efe ve Sinem ile o güzel sofrada yerimizi aldık, çekim bittikten sonra afiyetle Müge'nin yaptığı yemekleri yedik.
Programın son 5 dakikası biz de görünüyoruz, hatta son 2 yada 3 dakikası da olabilir :)
Yemekbahane'yi yani Müge'yi TV'de uzuuun uzun izlemek için sabırsızlanıyorum!
23 Aralık 2012 Pazar
Yılbaşı kurabiyesi / Un kurabiyesi tarifi
Ben unlu mamüller yapma konusunda başarılı değilim. aslında yemek konusunda pek başarılı değilim. Allahtan ailimizde bir kişi, bir kurabiyeyi güzel yapıyor da biz de İnstagram'da yemek fotosu paylaşabiliyoruz :p
Eşim un kurabiyesinde bir markadır.
Sağolsun bu hafta 'çam ağacı' kurabiye kalıbı ile hünerini konuşturdu ve ortaya bu görüntü çıktı.
Çok lezzetli bu un kurabiyelerinden siz de yapmak isterseniz tarifi şöyle:
Malzemeler:
250 gr oda sıcaklığında teremyağ
1 kahve fincanı sıvı yağ
3,5 yemek kaşığı pudra şekeri
4 yemek kaşığı buğday nişastası
1 paket vanilya
4 su bardağı un (Unu en son ve azar azar ekleyin yoğururken)
Tüm malzemeyi yoğurun, istediğiniz şekli verin ve 150 derece fırında altları pembeleşinceye kadar (yaklaşık 45-55 dk) pişirin.
Pişen kurabiyelerinizin üstüne pudra şekeri serpebilirsiniz.
Afiyet olsun.
Eşim un kurabiyesinde bir markadır.
Sağolsun bu hafta 'çam ağacı' kurabiye kalıbı ile hünerini konuşturdu ve ortaya bu görüntü çıktı.
Çok lezzetli bu un kurabiyelerinden siz de yapmak isterseniz tarifi şöyle:
Malzemeler:
250 gr oda sıcaklığında teremyağ
1 kahve fincanı sıvı yağ
3,5 yemek kaşığı pudra şekeri
4 yemek kaşığı buğday nişastası
1 paket vanilya
4 su bardağı un (Unu en son ve azar azar ekleyin yoğururken)
Tüm malzemeyi yoğurun, istediğiniz şekli verin ve 150 derece fırında altları pembeleşinceye kadar (yaklaşık 45-55 dk) pişirin.
Pişen kurabiyelerinizin üstüne pudra şekeri serpebilirsiniz.
Afiyet olsun.
19 Aralık 2012 Çarşamba
17 Aralık 2012 Pazartesi
Okul nasıl gidiyor?
Bu sene İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi'nde Sosyoloji eğitimine başladım.
Çok ilgi duyduğum bir alandı, bebekle hareket şansım kısıtlı olduğu için ve ne öğrensem kar diye düşündüğümden 2. kez Üniversite okumaya karar verdim.
Aynı bölüm Anadolu Üniversitesinde'de vardı ama İstanbul Ün. diploması daha cazip geldi.
Kazın ayağı hiç de öyle değilmiş.
Ne kızgınım okula, ne de herhangi bir beklentim var. Sadece kişisel gelişim için var hayatımda, bu yüzden olumsuzluklar beni sarsmıyor.
Yine de can sıkıyor, eksikleri bol, tercihini bu okuldan yana kullanacak arkadaşlara doğru gitmeyen hususları söyleyeyim:
Olumlu yönleri de şöyle:
Bildiğim kadarıyla Anadolu Üniversitesi'nin kitapları açıklayıcı ve net. Ben hiç incelemedim ama memnun olan arkadaşlarım var.
Çok ilgi duyduğum bir alandı, bebekle hareket şansım kısıtlı olduğu için ve ne öğrensem kar diye düşündüğümden 2. kez Üniversite okumaya karar verdim.
Aynı bölüm Anadolu Üniversitesinde'de vardı ama İstanbul Ün. diploması daha cazip geldi.
Kazın ayağı hiç de öyle değilmiş.
Ne kızgınım okula, ne de herhangi bir beklentim var. Sadece kişisel gelişim için var hayatımda, bu yüzden olumsuzluklar beni sarsmıyor.
Yine de can sıkıyor, eksikleri bol, tercihini bu okuldan yana kullanacak arkadaşlara doğru gitmeyen hususları söyleyeyim:
- Size basılı hiç bir kitap, döküman vs. vermiyorlar
- Notları sadece okulun kendi resmi sayfasına yüklenen dökümanlardan elde edebiliyorsunuz
- Ders notları zamanında sisteme yüklenmiyor
- Vizeler internet üzerinden/online, ilk günden sistem çöktü, sınava giremedik; mazeret sınavı yaptılar 5 gün sonra
Olumlu yönleri de şöyle:
- Öğrenci işlerinde çalışan memurların tavrı poztif
- Facebook'ta bölümün sayfası var, bilgilendirme ve yönlendirmeler başarılı
Bildiğim kadarıyla Anadolu Üniversitesi'nin kitapları açıklayıcı ve net. Ben hiç incelemedim ama memnun olan arkadaşlarım var.
Sınavsız İkinci Üniversite düşünüyorsanız 2012 itibariyle İstanbul Üniversitesi'nin bu konuda doğru adres olduğunu söyleyemeyeceğim.
Haklarını da yemek istemem, belki uzun uğraşlar sonucu bu konuma bile ancak gelmişlerdir.
Umarım önümüzdeki sene daha oturmuş ve profesyonel bir yapı ile karşılaşırız.
16 Aralık 2012 Pazar
Günler geçiyor
Taşınalı 9 gün oldu, ilk 4 gün doğal gaz yoktu. Isınmak ve banyo yapmak yok, temel ihtiyaçlarını gidersin insan gerisi boş. Olmayınca ne de kıymetli.
Eşyalarımız eski evden gelme, sadece bir iki parça yeni aldık, bir de perdeler uymadı; acele etmeden, içime sinen bir şeyler bulup yaptıracağım.
Süper sessiz bir ortamdayız, bayılırım emekli hayatına.
Dışarı çıkınca yolda tek tük insan görüyoruz, köpekler yarenlik ediyor yürüyüşlerimize. 10 sene sonra buraları da dolacak malesef.
Komşularımızdan ses yok, bir kapı çalıp hoşgeldiniz derler sanmıştım. Yine ilk adımı atmak bana düşecek, kek yapıp kapılarını çalacağım önümüzdeki günler.
Evi satın aldığımız kişiye senetsiz sepetsiz kaporo vermenin ceremesini çekiyoruz. Alacağımız var ve şu an telefonlarımıza çıkmıyor. Bu bize ders oldu, tapuya gidene kadar çok iyi insanlardık biz; tapudan ve para ödemesini yaptıktan sonra telefonlarına çıkılmayacak kişiler olduk. Bir daha sözlü anlaşma ile iş yapmayacağız.
Kayınvalideme dönüşüyorum, sürekli aklımda evi nasıl temiz tutsam düşünceleri, çamaşır asmalar, tezgah silmeler. Ne güzel pasaklı bir insandım ben halbuki, kafam rahattı.
Efe daha geç kalkıyor artık sabahları, oh be dünya varmış!
Postaneye güzel kartlar gelmiş, ben çok sevdim her çeşidini. Zarfsız, sadece yeni yıl kutlaması yazarsanız gönderi ücreti 50 Kuruş. Anne-baba, kardeş, eş-dosta postalamak için çok güzel bir zaman.
Kart yazmayı, postalamayı, almayı ne kadar çok seviyorum!
Bir de blogum var gönderdiğim ve bana gelen kartları paylaştığım, görmek ister misiniz? http://postakarti.tumblr.com
Eşyalarımız eski evden gelme, sadece bir iki parça yeni aldık, bir de perdeler uymadı; acele etmeden, içime sinen bir şeyler bulup yaptıracağım.
Süper sessiz bir ortamdayız, bayılırım emekli hayatına.
Dışarı çıkınca yolda tek tük insan görüyoruz, köpekler yarenlik ediyor yürüyüşlerimize. 10 sene sonra buraları da dolacak malesef.
Komşularımızdan ses yok, bir kapı çalıp hoşgeldiniz derler sanmıştım. Yine ilk adımı atmak bana düşecek, kek yapıp kapılarını çalacağım önümüzdeki günler.
Evi satın aldığımız kişiye senetsiz sepetsiz kaporo vermenin ceremesini çekiyoruz. Alacağımız var ve şu an telefonlarımıza çıkmıyor. Bu bize ders oldu, tapuya gidene kadar çok iyi insanlardık biz; tapudan ve para ödemesini yaptıktan sonra telefonlarına çıkılmayacak kişiler olduk. Bir daha sözlü anlaşma ile iş yapmayacağız.
Kayınvalideme dönüşüyorum, sürekli aklımda evi nasıl temiz tutsam düşünceleri, çamaşır asmalar, tezgah silmeler. Ne güzel pasaklı bir insandım ben halbuki, kafam rahattı.
Efe daha geç kalkıyor artık sabahları, oh be dünya varmış!
Cuma günü evimizin yakınındaki Postaneye gidip, orada çalışan memurla tanıştım. Emekliliğe yakın bir amca. Burası küçük bir yer, herkes gibi o da yardımsever biriydi, tanıştuığımıza memnun oldum.
Yılbaşı kartlarımı yazdım, haftaiçi benim ufaklıkla beraber gidip postalayacağım. Belki bisikletle gideriz.
Kart yazmayı, postalamayı, almayı ne kadar çok seviyorum!
Bir de blogum var gönderdiğim ve bana gelen kartları paylaştığım, görmek ister misiniz? http://postakarti.tumblr.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















