8 yıl durmadan çalış, sonra 2 yıl evde çocuk bak. İşte hayatımın
bir bölümünün özeti :)
Tamamen kendi tercihimle Efe doğduktan sonra işe dönmedim,
daha doğrusu 10 aylık yasal iznimin ardından işe başlamam gerekirken, son hafta
yapamayacığımı anlayıp işe istifa etmek için gittim.
Bizim şartlarımız etrafımdaki arkadaşlarımdan farklıydı.
Hemen hepsinin ya annesi ya kayınvalidesi destek olabilecek durumda ancak biz
yurt dışında yaşayan bir aileden farksızız, benim annem melek oldu uzun
yıllardır bizimle değil, Engin’inki ise şehir dışında yaşıyor.
Minicik bebeğimi bir başkasına emanet edemedim, çalışmamın
gerekliliğini sorguladığımda evde kendi çocuğumla vakit geçirmenin çekirdek
aileme yapabileceğim en anaç jest olacağına karar verdim :)
2 yıl sadece Efe ve ben. Dünya ikimizden ibaretti. Anne
sütünü yeterince almış mıydı? Hasta olunca antibiyotik içmeseydi iyiydi,
mağazaların çocuk reyonları ilgi çekiydi, Televizyon izlemesindi, onun için
aktiviteler hazırlamalıydım, renkleri de öğrensindi, günü mutlu tamamlasındı,
şımarık da olmasındı, kendimle ilgili bir şey yapacak olsam bile ikimizin
müsaitliğini düşünmeliydim, onu kime bırakıp kuaföre gidebiliridim? Dikkatini
sürekli çocuğa veriyorsun, üşümesin, düşmesin, acıkmasın, prize dokunmasın,
kırmasın, temiz kalsın.. Uzar da gider. Ki görebileceğiniz en vurdumduymaz,
telaşsız anne profili olmaya adayım. Çocuğunun peşinde bir tip hayal etmeyin
bunları yazdım diye.
Onun sayesinde evde olmanın keyfini gezerek çıkardım ben de,
müzelere gittim, sergiler gördüm, akrabalarıma, arkadaşlarıma gittim, evimize
misafirler geldi, her hafta bir pazara çıktık :) İş stresini yaşamadığım ancak daha farklı kaygılar beslediğim 2 yıl… Gönlüm bir
çocuğum daha olmasından yanaydı (hala da öyle) ancak bir kez daha olmayan
şeyler için şükrediyorum. Çalışmaya başlayınca anladım ki birkaç yıl daha evde
olmak bana hiç iyi gelmeyecekmiş. Yavaş yavaş eskiden çookk severek yaptığım
aktiviteler yerini rutine bırakmaya başlamıştı. Tamam haftaiçi her yer boş,
gezmek, trafikte olmak kolay ama çalışırken de programlıyabiliyorsun boş
vakitlerini, dünyanın sonu değil. Şanslıysan iş yerinde güzel dostluklar kurabiliyorsun,
aktivitelere katılıyorsun (bizim şirket bu konuda master) hatta size sevindiğim
başka bir şeyi söyliyeyim biraz komik: öğlen yemeklerini sen yapmıyorsun :) :)

Efe 2 yaşını bitirdi, onun bu seneyi evde geçirmesini
istemedik, yaşıtlarıyla ve çocuk gelişimi konusunda eğitimli insanlarla bir
arada olsun deyip onu da kreşe gönderiyoruz. Bir ay oldu, hep burnu akıyor. Kreşin
kötü tarafı bu maalesef, sık hasta olması. Olsun erkenden bağışıklığı
güçlenecek diye düşünüp motive oluyorum. Dili iyice çözüldü, şarkılar, türküler
evde Efe varsa sessiz 1 dk geçmesi imkansız. ‘Minimini guş konmuştu,
pıpırederken canlandı’ favorilerinden :) İlk 2 hafta direnç gösterdi kreşe gitmemek için, çığlık kıyamet bırakıyordum
okulda, anladı ki kararlıyız, kaytaramayacak mecbur alıştı. Kah güle oynaya,
kah ‘okula gitmiycem’ blöfleriyle çıkıyoruz sabahları evden. Okulda keyfi
yerindeymiş, uslu kuzu yaramazlık bile yapmaya başlamış artık. Arkadaşlarının
yanında daha kendine güvenli duruyor artık, kreşin kişiliği üzerin etkileri ilk
aydan gözle görünür biçimde belli. Kızını erken yaşta kaybeden akrabamız ‘Sabah
çıkıp akşam evine geliyor ya bu yeter’ dedi bana bir sohbetimizde. ‘Çok
haklısın’ dedim, söyleyecek kelime yok. Zaten serzenişler, ‘kahretsin bu niye
böyle’ isyanları bana lüks gelir. Uzvu eksik ancak spor, sanat yapan insanları
aklıma getirir utanırım, biz çaresiz bir hastalıkla mücadele ettik ailece; o
günleri düşünüp çözümü olan soruna takılıp kalmamaya çalışıyorum. Üzlüyorsun
tabi, moralin bozuluyor ‘bağzı şeylere’ demek istediğim o değil, ama ‘çocuğum
küçücük vah vah kreşlere gitmek zorunda kaldı’ noktasında değilim onu demek
istedim. Çok şükür onu emanet edebileceğim sıcak bir kurum buldum nokta. (Eti
senin kemiği benim de demedik tabi müdüre Hanım’a canım :) bizim de bazı kriterlerimiz
var :) )
Böyle işte, hayat kısa. 32 yıl ne zaman geçti? Ben ne ara
anne oldum, 7 sene önce evlenmişim vs. vs. Daha kaç yıl var önümüzde kimse
bilmiyor. Biz düzenimizi böyle kurduk şimdilik, sabah kafile şeklinde çıkıyoruz
evden ekmeğimizin peşindeyiz :) Sonra? Sonrası iyilik güzellik…
Tel Cambazının Tel Üstündeki Durumunu Anlatır Şiir
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama ağaçlar şöyleymiş
Ama sokaklar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.
Turgut Uyar