- Artık o kendine ait cümleleri, mimikleri, alışkanlıkları olan bir çocuk.
- İşe başladığımdan beri (5 aydır) geceleri uyanıyor 1 yada 2 kere 'anne' yada 'baba' diye ağlıyor, biz yanına gidip 'hadi uyu annecim/babacım' demeden de susmuyor. Offf susmuyooorr, uykusuzluktan yorgunum biraz çok özlüyorum deliksiz akşamdan yatıp, sabaha kadar uyuduğu zamanları.
- İştahı eskisine göre çok iyi. Ispanak/pazı gibi yeşilliklerin kavurmasını yoğurtlayınca yiyor. Favorileri havuçlu pilav, makarna, bulgur, muz ve süt.
- Bu ay çikolata ile tanıştı. Düşkün değil ama ikram edilirse geri çevirmiyor :) Geçen sene bol bol dondurma yemişti mesela dondurmayı daha çok talep ediyordu.
- TV yasağı da son buldu. Dora, Pepe, Koş Diego koş evimizdeki yeni karekterler. Bıraksam 2 saat izler, tüm gün açık olsa gıkı çıkmaz. Arada dikkati dağılıyor ama yine de TV büyü gibi, gözünü ayırmadan izlemek istiyor. 1-2 saatle sınırlayacak şekilde açıyoruz biz de.
- 1,5 aydır hasta değil şükür, acaba vücudu daha mı dirençli oldu bilmiyorum? Erken yaşta kreşe giden çocuklar için bu yönde tezler okudum çünkü. Zaman geçtikçe daha az hastalanıyorlarmış.
- Geçen gün canım sıkkındı, yanıma geldi, kucağıma aldım, gözlerimin içine bakıp 'Anne sen üzgün müsün' dedi, 'Biraz üzüldüm annecim geçecek' dedim. 'Üzülme anne' dedi. Yalın ve net, tüm içtenliğiyle, laf olsun diye değil. O öyle dedi ya, üzülmeyi bıraktım, neye kızdığımı unuttum. Böyle yoğun bir duyguyu büyüdükten sonra yaşatacak mı bilmiyorum? O an hissettirdiklerini ise hiç unutmayacağım...
- Bir kere 'Black Theatre'a götürdüm, korktu ve şu an tiyatroya gitmek istemiyorum diyor malesef. Bir süre götürmeyeceğim unutsun diye.
- Diksiyonu düzgün, kelime haznesi geniş. Konuşma konusunda başarılı buluyorum kendisini, önümüzdeki dönem terfi ettireceğim :) Onun bu konuda hızlı çıkması beni inanılmaz mutlu ediyor, buraya kayıt düşeyim dedim.
- Fiziksel aktivitelerden hoşlanmıyor ve ürküyordu. Kindyroo'ya götrüyoruz 1,5 aydır. Çoccuum aştı kendini, koltuk tepelerinde zıplıyor. Ses çıkarmıyoruz, çünkü hareketsiz ve uslu bir çocuk her ne kadar anneye kolay olsa da; onun çocukluğunu, gençliğini koşarak, zıplayarak geçirmesini istiyorum. Hareket etmesi için sürekli teşvik ediyoruz bu sebeple. Hala düz duvara tırmanmaya teşebbüs etmedi, beklemedeyiz :)
- Okula gitmeye alıştı, ağlama sızlanma yok artık. Bununla ilgili de bir yazı yazacağım...
- En sevdiği şarkılar 'Mary Had a Little Lamb' ve 'I'm thirsty'
- Geçen hafta karne aldı okulundan :) 7-8 madde var onun hakkında bilgiler içeren, en sevdiği yemek: Makarna gibi... 'Büyüyünce ne olmak istiyorsun' sorusu var 'Babam' cevabını vermiş. Benimle sohbet etmeyi daha çok seviyor ancak babasına hayran ve onu örnek aldığını hissediyordum zaten. Yanlız dediğim gibi ve çok önemli olan benimle sohbet etmekten çok keyif alıyor :) :)
3 Şubat 2014 Pazartesi
29 aylık çocuğum neler yapar oldu
31 Ocak 2014 Cuma
2 Tiyatro 'Bütün Çılgınlar Sever Beni' ve 'Öğüt'
Dün akşam ‘Moda Sahnesi’nde Mert Fırat, Aslı Tandoğan ve Volkan
Yosunlu’nun oynadığı ‘Bütün Çılgınlar Sever Beni’ adlı oyuna gittik.
Mert Fırat’ı tiyatroda 2. İzleyişim, bir önceki Antonious ve
Kleopatra idi. Ben oyunculuğunu beğeniyorum.
Aslı Tandıoğan ise çok hoş bir kız. Ancak hissiz, ruhsuz bir
oyunculuk sergiledi bence.
3. karakter Volkan Yosunlu’yu ilk defa görüyorum; gayet
iyiydi.
Ağır oyunları sevmeyen, uzun süre tiyatro izlemekten sıkılan
insanlar için çok ideal bir seçim bence. Tek perdelik, güncel bir komediydi.
Geçen haftalarda İKSV’nin Şişhane Sahnesi’nde Tiyatro Ekip’in
‘Öğüt’ adlı oyununu izlemiştim.
Uzun zamandır bu kadar güzel bir oyun ,izlemedim. Uzun zamandır
DOT’a da gitmediğimi belirteyim ama :)
Tiyatro Ekip’ten güzel işler bekliyorum (performans
görüşmesi gibi oldu), takipteyim. Size de Öğüt’ü tavsiye ederim.
27 Ocak 2014 Pazartesi
2 Kitap: 'Beyoğlu'nun En Güzel Abisi' ve 'Berci Kristin Çöp Masalları'
AHMET ÜMİT 'BEYOĞLU'NUN EN GÜZEL ABİSİ'
Ahmet Ümit’in bende yeri ayrı. Ricamı kırmayıp röportaj
teklifimi kabul etmişti yıllar önce. Babacan bir tavrı var gibi hissederim.
Daha önce Beyoğlu Rapsodisi, İstanbul Hatırası, Sulatnı
Öldürmek ve Bab-ı Esrar kitaplarını okumuştum. Patasana ve Kukla ise ilk
okuyacaklarım arasında.
Gelelim ‘Beyoğlu’nun En Güzel Abisi’ne. İlk defa
zorlanarak hatta elimde süründürerek okudum bir kitabını. Karakterlere
ısınamadım ve olayın örgüsü karışık, heyecansız geldi. Kitaptaki ‘Gezi Parkı’
gözlemleri, Gezi olaylarına göndermeler ve Ahmet Ümit ile komiser Nevzat’ın
karşılaşması en beğendiğim bölümler oldu.
LATİFE TEKİN 'BERCİ KRİSTİN ÇÖP MASALLARI'
Latife Tekin… Çok çok seviyorum onu okumayı. ‘Sevgili ArsızÖlüm’ ile bambaşka bir dil ve uslüpla karşılaşmıştım ve bayılmıştım. Büyüğüm,
idolüm :) Leylakdalı ise ‘Berci Kristin Çöp Masalları’nı önermişti geçen senelerde. ‘Türkiye’nin
Toplumsal Yapısı’ dersine çalışırken yine bir hoca bu kitabı önerince alıp
okumak şart oldu ve yine harika bir okuma oldu! Gecekondulaşan bir çöplüğün
öncesi-sonrası, orada yaşayan insanların sosyal hayatı, çalışma şekilleri,
beklentileri, hayal kırıklıkları, mücadeleleri… Bir sosyolog adayı için harika
bir Türkçe kaynaktı her şeyden öte.
24 Ocak 2014 Cuma
CATS MÜZİKALİ #kedileristanbulda
Dün akşam Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde bir
Broadway müzikali olan CATS’i izledik
Operaya karşı bu denli sıcakkanlı değilim ama… müzikal
izlemeyi seviyorum. Bu sebeple CATS’i sevdim. Kostümler, makyajlar ve
dansçıların performansı çok iyiydi bence.
CATS müzikalinde sanırım 15 dansçı var, hepsi kedi rolünde.
Şu an dünkü hal ve hareketlerini hayalimde canlandırıyorum da, hakikaten kedi
gibi hareket ediyorlardı, özdeşleşmişler yani :) Kediler dünyasına 2,5 saatlik bir bakış attık, ama bu kediler öyle sıradan
değiller, dans ediyorlar; şarkı söylüyor, onlar Jellicle Cats! Gösterinin
müzikleri ünlü besteci Andrew Lloyd Webber’e ait.
Youtube’de gösteriden bazı kesitler buldum, buradan izlemesi
de çok eğlenceli bence.
#kedileristanbulda
16 Ocak 2014 Perşembe
6 Aralık 2013 Cuma
8 Kasım 2013 Cuma
2 Tiyatro Oyunu: 'Testosteron' ve 'Üç Kardeş ve Muhteşem Kurt'
TESTOSTERON / OYUN ATÖLYESİ
Eveett, toplum için sanat kategorisinden bir oyun Testosteron. Oyun Atölyesi'nde bolca erkek sahneliyor. Kadro eskiden farklıymış Mert Fıratlı, Emre Karayelli falan. Şu an Gürkan Uygun, Emre Altuğ gibi başka ünlü isimler var. Ben baya güldüm izlerken. Şakalar, komiklikler isterseniz ++18 olan bu oyunu tavsiye ederim.
ÜÇ KARDEŞ VE MUHTEŞEM KURT / İBB ŞEHİR TİYATROLARI
2. oyun Efe içindi. Kendisi 27 aylık olup, hayatının ilk profesyonel tiyatro oyunu izledi.,Allahım mest oldum mest bıcırık kucağımda otururken. Pür dikkat, gözünü 2 sn ayırmadı sahneden. Bir de bizimki TV izlemiyor, daha da ilgi çekici bulmuş olabilir çoccuum aç olduğu için gösteri dünyasına.
Nasıl konsantre izliyiyor :) / Oynatmadan önce SESİ KISIN
Eveett, toplum için sanat kategorisinden bir oyun Testosteron. Oyun Atölyesi'nde bolca erkek sahneliyor. Kadro eskiden farklıymış Mert Fıratlı, Emre Karayelli falan. Şu an Gürkan Uygun, Emre Altuğ gibi başka ünlü isimler var. Ben baya güldüm izlerken. Şakalar, komiklikler isterseniz ++18 olan bu oyunu tavsiye ederim.
Farklı mesleklerden gelen 7 erkeğin sarhoş olduktan sonra birleştikleri noktalar...Kavga, Kadın, futbol, yanlış anlamalar, saçmalıklar, şarkılar, pişmanlıklar, küfür kıyamet, arzu patlamaları... TESTOSTERONPolonyalı yazar Andrzej Saramonowicz'in Dünya tiyatrosuna armağanı...
ÜÇ KARDEŞ VE MUHTEŞEM KURT / İBB ŞEHİR TİYATROLARI
2. oyun Efe içindi. Kendisi 27 aylık olup, hayatının ilk profesyonel tiyatro oyunu izledi.,Allahım mest oldum mest bıcırık kucağımda otururken. Pür dikkat, gözünü 2 sn ayırmadı sahneden. Bir de bizimki TV izlemiyor, daha da ilgi çekici bulmuş olabilir çoccuum aç olduğu için gösteri dünyasına.
Üç Kardeş ve Muhteşem Kurt, çocuk seyirci için oldukça eğlenceli bir el kuklası oyunu. Oyun, üç afacan kardeşin, yaramazlıklarını ve herkesin korktuğu Muhteşem Kurt ile tanışıp arkadaş olmalarını, mümkün olduğunca yalın biçimde, çocukların gözünden anlatıyor. |
6 Kasım 2013 Çarşamba
Kız ve erkek öğrencinin aynı evde kalması sizce uygun mudur?
Bence bu sorunun bir cevabı var: 'Bize ne?'
Kaldı ki bizim buralarda isler böyle olmuyor iste.
Recep Tayyip Erdoğan'ın sözleri, bize yıllarca mahallemizde baskı uygulayan teyzelerin, amcaların dile gelmis hali. Hani biz zaten toplum olarak açık fikirliyiz de, bir siyasetçi geri kafalı diye okumuyorum ben bu beyanatı.
Ancaak basbakan seviyesinde bu tarz bir tespit ve hatta yaptırım tehtidı, vatandas olarak beni müthis korkutuyor. Coğrafyaya yada zamana göre bir kız ve erkek öğrencinin aynı evde kalması hos da karsılanabilir, tepki de cekebilir, Istanbul gibi devasa bir sehrin büyük apartmanlarında yasiyorsanız farkedilmeyebilir bile. Konu hakkında basbakanın fikir beyan etmesi, cadı avı baslatmasıdır.
18 yasındaki bir insana seçme hakkı verip, kiminle aynı evi paylasacağının ise muhakemesini yapamadığını düsünmek bana samimi gelmiyor.
Muhafazakar iseniz, gücünüzün yettiğince çocuklarınızın hayatını düzenleyebilirsiniz.
Kaldı ki bazı Avrupa ülkelerine nazaran ben de muhafazakar bir anneyim, ancak oglumun kimle gezeceğini, yasayacağını size soracak degilim. Hatta o da bana sormasın isterim. Yasakçı zihniyete karsıyım, daha nelere yasak gelecek diye beklemekten umutsuzum.
Ben kaliteli eğitim, hastane, yol, sanata, spora yatırım istiyorum. Sayın devlet büyüklerinin de elini yasam haklarımızdan cekmesini rica ediyorum!
kaynak: http://www.radikal.com.tr/politika/kiz_ve_erkek_ogrenci_ayni_evde_olmaz-1158890
Kaldı ki bizim buralarda isler böyle olmuyor iste.
Recep Tayyip Erdoğan'ın sözleri, bize yıllarca mahallemizde baskı uygulayan teyzelerin, amcaların dile gelmis hali. Hani biz zaten toplum olarak açık fikirliyiz de, bir siyasetçi geri kafalı diye okumuyorum ben bu beyanatı.
Ancaak basbakan seviyesinde bu tarz bir tespit ve hatta yaptırım tehtidı, vatandas olarak beni müthis korkutuyor. Coğrafyaya yada zamana göre bir kız ve erkek öğrencinin aynı evde kalması hos da karsılanabilir, tepki de cekebilir, Istanbul gibi devasa bir sehrin büyük apartmanlarında yasiyorsanız farkedilmeyebilir bile. Konu hakkında basbakanın fikir beyan etmesi, cadı avı baslatmasıdır.
18 yasındaki bir insana seçme hakkı verip, kiminle aynı evi paylasacağının ise muhakemesini yapamadığını düsünmek bana samimi gelmiyor.
Muhafazakar iseniz, gücünüzün yettiğince çocuklarınızın hayatını düzenleyebilirsiniz.
Kaldı ki bazı Avrupa ülkelerine nazaran ben de muhafazakar bir anneyim, ancak oglumun kimle gezeceğini, yasayacağını size soracak degilim. Hatta o da bana sormasın isterim. Yasakçı zihniyete karsıyım, daha nelere yasak gelecek diye beklemekten umutsuzum.
Ben kaliteli eğitim, hastane, yol, sanata, spora yatırım istiyorum. Sayın devlet büyüklerinin de elini yasam haklarımızdan cekmesini rica ediyorum!
Zaman gazetesinin haberine göre, Başbakan Erdoğan, dün partisinin Kızılcahamam kampının son gününde, partililere yaptığı konuşmada, pek çok konunun yanı sıra üniversite öğrencilerin ‘yurt’ sorunlarına da değinirken ilginç bir ‘denetim’ hazırlığından söz etti.
‘Eğitimle ilgili birçok problem’ bulunduğunu söyleyen Erdoğan, özellikle yurtlarla ilgili aksaklıkların altını çizdi. Vakıfların daha çok yurt yapmasını teşvik edeceklerini söyleyen Erdoğan, yurt eksikliğinin yol açtığı sıkıntıları sayarken çarpıcı bir örnek verdi ve şöyle dedi:
“Denizli ilinde şahit olduk. Yurtların yetersizliği beraberinde çeşitli sıkıntılar doğuruyor. Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor. Bunun denetimi yok. Muhafazakar demokrat yapımıza bu ters. Vali Bey’e bunun talimatını verdik. Bunun bir şekilde denetimi yapılacak.”
kaynak: http://www.radikal.com.tr/politika/kiz_ve_erkek_ogrenci_ayni_evde_olmaz-1158890
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







