15 Temmuz 2015 Çarşamba

Eski bir tatil anısı

Tatile çıkmamıza saatler kala aklıma gelen bir anımı anlatmak istedim.

Şimdi biz geçen akşam Engin ile yanımıza almamız gerekenler listesini kontrol ediyorduk, valize şunu koyduk mu, Efe'ye bunu alıcaz mı şeklidne diyaloglarla.
-Etaminimi alıcam! diye heyecanlandım.
Benim Bey orada koptu biraz, te allam listeye de yazmış etamini diye.

Anı bu değil yaznlız, daha oraya giriş yapamadım :)
Etamin ne diyen olabilir, çünkü ben yüzbinlerce kişiye hitap eden, kadın-erkek karışık tabi, çok okunan bir blog sahibi olduğum için :) herkesle aynı noktada olabilmek adına görsel paylaşıyorum:

Yukarıdaki görsele benzer bir el işim vardı. Geçen sene de mevsimlerden yaz.
Biz Yunanistan'a gitmişiz. Güzel bir sahili var Sakız'ın, orada 3 kişilik ailemiz. Sakin sakin denize giriyoruz, dinleniyoruz, şezlong'da uzanıyoruz...

Bir ara Engin ve Efe denize gitti. Ben de elime aldım etaminimi, oh mutlu mutlu elişi yapıyorum komşunun sahilinde.
Bir çift bizim bulunduğuz alana doğru gelmeye başladı. Bize gelmiyorlar da, yer arıyorlar, nerede otursak diye.
Erkek olanı, karısının 2 metre gerisinde, elinde bir plaj çantası, sıcaktan bunalmış, mutsuz mutsuz karısının peşinden sürükleniyor.
Beni farketmiş olacak o sıra. Audrey Hepburn zerafetimden etkileneceğine, sen git karısına de ki (ben de yakınlarındaydım artık iyice)
- Burda örgü ören kadınlar var, ne işimiz var bu plajda?!

:) Herhalde Türk olacağıma ihtimal vermedi. Sarı saçlarım, mavi gözlerim, beyaz tenim de etkili olmuş olabilir böyle düşünmesinde :p :)
O an bir anlık bozuldum ne yalan söyliim ama sonra çok komik geldi.
Keşke 'beklentilerinizi karşılayamadık, kusura bakmayın. Yarın kırmızı bikinimle tekrar geleceğim, bir daha görmeden karar vermeyin bence' deseydim diye düşündüm :)

Hayır yani, eşiyle denize gelip, plajda kimle ve neyle karşılaşmayı bekliyorsa? :)

Bu da böyle bir anımdı.

Bu yaz karşınıza kim çıkar bilmiyorum ama, yanınızda hep sevdikleriniz olur İnşallah, (Hıh! :) )
Sevgiler...




10 Temmuz 2015 Cuma

EX MACHINA - FİLM



Hayal edilmiş dünyalarala yada gelecekle ilgili kurgular okumayı, izlemeyi çok seviyorum.
Ex Machina da güzel tat bırakan bir izlence oldu.



Büyük teknoloji şirketlerin önemli yatırım konularından biri “Yapay Zeka”. Örnekleri ise: Google’nin 400.000 dolar karşılığında DeepMind’ı satın alması, Facebook’un yapay zeka labaratuarı kurması, IBM’in süper bilgisayarı Watson.

Sanayi Devrimi dünya tarihi’nde nasıl mihenk taşı ise, androidlerin bizimle sosyal yaşama katılmaya başlaması insanlık tarihi için müthiş bir gelişme olacak şüphesiz.  Ancak bu değişimin olumlu sonuçlar doğurmayabileceği de aşikar. –Kaldı ki, eğer bana inanmıyorsanız :p - Stephen Hawking, Elon Musk, Bill Gates gibi isimler yapay zeka’nın insanlık için bir tehdit olabileceğini dile getirdiler.

Şimdi düşünün insansı bir robot sizin iş arkadaşınız. Beraber çalışıyorsunuz, öğlen yemeğe çıkıyorsunuz hatta bu robotun bazı hareketlerine alınıp, küsüyorsunuz… :) Bugüne uzakta değil bence. Ama sonuçta robot da olsa, insan insandır :p :) Kendinizi kollayın derim, ben şahsen o gün geldiğinde öyle yapıcam.


Bir nebze bilimsel başladığım bu mekatronik blog yazısı, sululaşarak son bulurken;
Özetle ‘Ex Machina’yı izlemenizi öneriyorum.



--Spoiler---

Ava, yapay zeka!, senin de gözün kör olmasın!-


6 Temmuz 2015 Pazartesi

Tatile çıkmadan önceki hafta ben



Caravan Palace - Clash



Önce bateri çalan abi'yim, sonra dans edenlerden herhangi biri :)




6 Aralık 2014 Cumartesi

Postcrossig.com hakkında uzun bir yazı

Bundan yaklasık 3 sene önce, oglumun yeni doğduğu zamanlar kendimi farklı bir hayatın içinde bulmustum. Evde cocuk bakmaya baslayınca -hatırlayan var mı?- cok severek cıkardığımız dergi AJANDA'ya devam edemeyecegim asikardı, ne kitap okumaya halim kalmıstı, ne de tiyatroya, konsere gidecek vaktim vardı. Yeni sosyal hayatımdaki diger annelerin aralıksız çocuklardan bahseden muhabbeti içinde cok bunalmıstım. (Allahtan o dönem kendileri de yeni anne olmus 2 dostum vardı: Müge ve Sinem...)
Ben Istanbul'da anne olmaya calısan, yenilenmeye, ögrenmeye meraklı genc bir kadındım 3 sene evvel ancak Istanbul'un bana bir hayrı yoktu. Kendi kendime bir seyler üretmem, bir hobim olması gerekiyordu, Sinem bana 'postcrossing'i önerdi. O gün bugündür 100'den fazla kart gönderdim ve aldım.




Mailime düsen sorulardan yola çıkarak bilmeyenlere www.postcrossing.com'u anlatayım:

Nedir Postcrossing?
Almanya'da yasayan Potekizli Paulo postakartlarını göndermeyi ve almayı çok severmis, ögrenci iken 2005 yılında www.postcrossing.com'u kurmus. Bir nevi Zuckerberg benim neznimde...

Uye olmak için ne gerekli?
Bu siteyi bir Türk kursaydı muhtarlıktan ikamet isteyebilirdi ancak Paulo kolayca kayıt olmanızı saglayacak, ücretsiz bir sistem kurmus. 10 dk içinde profilinizi olusturabilirsiniz.

Kime kart göndereceğim?
Sistem size max. ve sansa 5 kisi'nın adresini verecek ve göndereceğiniz her kart için ozel bir numaranız olacak. O numarayı göndereceğiniz kartın üzerine yazmanız gerekiyor ki, gönderdiğiniz kisi kartı aldıginda o numarayı sisteme tanımlasın ve böylelikle size de -baska biri- kart gönderebilsin ve siz yeni birine daha kart gönderebilesiniz.

Istediğim kartpostalı gönderebilir miyim?
Evet, kartınızı sekli, üzerine yazdıklarınız size bağlı. Fakat bu is tamamen baska birini mutlu etmek üzerine kurulmus bir sistem ve tabii kendinizi de. Kart göndereceginiz kisinin profilinde nasıl kartlardan hoslandığı muhtemelen yazıyordur, bu istege uygun kart seçmeniz isabet olacaktır. Kimi siyah-beyaz fotografları seviyor, kimi turist kartlarını. Örneğin ben Ten Ten ve renkli kartlar sevdiğimi belirttim profilimde ve bu isteğimle uyusan kartlar geldiğinde tahmin edersiniz ki daha mutlu oluyorum.

Ingilizce bilmek gerekiyor mu?
Bence evet. Hem kart üzerine bir seyler yazıyorsunuz gönderirken, aynı sekilde size gelen kartlarda da yazanları okumak isteyeceksinizdir. Göndereceginiz kisi hakkında profil bilgileri de Ingilizce... He Google translate, sözlük derken bir sekilde halledilir o ayrı. Hatta okul cagındaki öğrenciler için zevkli bir Ingilizce öğrenme yöntemi bile olabilir.

Postakartını nasıl temin edebilirim?
Bu konuyla ilgili daha önce yazmıstım: http://sedasolar.blogspot.com.tr/2012/08/istanbulda-guzel-kartpostal.html




Postakartını nasıl gönderebilirim?
Postaneden gönderebilirsiniz. UPS, DHL gibi özel firmalar da ise yarıyordur belki, hic arastırmadım. PTT'den 2,5 TL karsılıgında gönderebilirsiniz, durmadan zam geliyor fiyatlara, ögrenci arkadaslarım içın bari indirimli olsun isterdim; buradan kınıyorum PTT'yi huzurlarınızda.

Pul yapıstırmak zorunlu mu?
Postanelerde makineler var, pul zorunlulugu yok, makine siyah zevksiz bir baskı yapıyor pul yerine geçen, ben tercih etmiyorum. Ozellikle büyük postanelerden pul satın alabilirsiniz. Ben https://www.filateli.gov.tr'den satın alıyorum pulları.



Gelen postakartlarını nasıl degerlendirebilirim?
Bir blog acıp yada instagram'dan gelen kartlarınızı paylasabilirsiniz.
Ben en sevdiklerimden bir kısmını Ikea'dan aldığım bir cerceveye koyup, duvara astım. Durup durup bakıyorum :)


19 Kasım 2014 Çarşamba

Blue Jasmine / Woody Allen

Woody Allen'i çok seviyorum, her filmine ayrı değer veriyorum. Özellikle hangi sokaklarda, hangi evlerde dolaşacak kamera; hangi ilişkinin ikiyüzlülüğüne şahit olacağım merakla anlatsın istiyorum.
Şükür hala yaşıyor...
Dün baya gecikmeli olarak 'Blue Jasmine'yi izledik. Sanki bir tiyatro gösterisi idi. Cate Blanchett ne güzel mimikler yaptı, nasıl geçirdi ruh halini bize. Oscar'ını da almış zaten.
Ve bir şükür daha iş hayatında olduğum için. Eğer ev hanımı olarak bu filmi izleseydim bir miktar bunalıma girebilirdim. Çok etkiliyor beni bazı izlediklerim çünkü, bu da öyleydi.
IMDB puanı: 7.3







28 Ekim 2014 Salı

Virgina Angus / Eminönü'nde bir turist yemekçi


Tatili fırsat bilip en sevdiğimiz yer olan tarihi yarımadaya geldik Engin'le. Efe için çok soğuk, o bugünlük evde kalsın dedik, hem başbaşa zaman yaratmak kolay olmuyor ;)

 'Virginia Angus'ta yedik. Tahtakale'de minicik bir dükkan, hem de fazlasıyla buraların pide, kebap, simit konsepti dışında. Biraz turist kalmışlar :)

Çalılanların tarz ve tavrını çok beğendik öncelikle. Yemekler hakkında biraz bilgi edinip, hamburger söylemeye karar verdik. Virginia burger ve Newyork burger, bir de üstüne sucuk denedik :o genel olarak lezzetli idi, özellkle patates kızartmasını beğendim. 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramınızı kutluyorum.







27 Ekim 2014 Pazartesi

JOAN MIRO İstanbul'da / SSM / Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar

Bundan 7-8 ay önce idi sanırım, biletlerimizi almıştık yine Joan Miro resimleri İstanbul'da Tohane-i Amire'ye gelmişti. Biz gidemeden, İstanbul'daki resimlerin sahte olduğu ortaya çıktı, haberi burada.

Bu ülkede başına gelen çoğu şeye şaşırmıyorsun hatta sanırım ben artık hiç bir şeye şaşırmıyorum... Neyse sonra öğrendim ki Bay Miro'nun resimleri Sakıp Sabancı Müzesi'ne gelecekmiş. Dedim onlar yan basmaz, kül yutmaz! :)


Miro'nun çizgileri bir çocuk için oldukça ilgi çekici olduğundan ve benim bıcırıkım da 3 yaş meraklı bakışlarıyla her şeyi keşfetmeye çalıştığı için; önce onu internet üzerinde Joan Miro resimleriyle tanıştırarak işe koyuldum.
Malesef Türkçe hiç bir video kaynağı bulamadım ancak şu video bize keşif için yeterince yardımcı oldu:



Biz ailece sergiyi çok beğendik, tabi Efe sonlara doğru sıkılıp, ne zaman çıkacağımız sorusunu sıklaştırdı o ayrı :)

Sergi 23 Eylül 2014 - 1 Şubat 2015 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Akdeniz coğrafyası ve insanına dair gözlemlerinden ilham alan Miró’nun, kadın, kuş ve yıldız temalarına yoğunlaşan sergi, resim, baskı, heykel ve seramiklerin bulunduğu zengin bir seçkiyle sanatçının sembolik dilini anlama olanağı sunuyor. Miró'yla İstanbul'da buluşacak olan sanatseverler, sanatçının Akdeniz kültüründen aldığı enerjinin farklı formlardaki izdüşümlerine tanık olacaklar.
Sergide yağlıboya ve akrilik tablolar, taşbaskı ve aside yedirme baskılar da dahil olmak üzere 125 eser yer alıyor ve Miró’nun assemblage tekniğiyle bir araya getirdiği heykellerinin tüm aşamaları model ve çizimlerle beraber sergileniyor. Bu önemli eserlerin yanı sıra, sergide halılar, dokumalar, seramik ve şiir kitapları gibi sanatçının farklı tekniklerdeki çalışmaları da sanatseverlerle buluşuyor, kimi eserler ve sanatçıya ait kişisel eşyalar ise dünyada ilk defa Türkiye’de Sakıp Sabancı Müzesi’nde sergileniyor.