Pek sevgili dergimiz, gözbebeğimiz Ajanda, 4. sayısı ile sizlerle.
Gezi yazıları bu ay beni kalbimden vurdu. Meksika ve Kıyıköy!
Daha önce 'Bayılırım Longoz'a' başlıklı yazımda, Kıyıköy yani Trakya dolaylarının coğrafyasını ne kadar sevdiğimden bahsetmiştim. Dergide okuduğum 'Kıyıköy' yazısında yine oralara gittim, geldim. Şimdi kafamda 2,3 günlük bir sonbahar tatili planı var... (Enginciğim okuyor musun bunu? :))
Venedik Film Festivali, Sinem'de Türk Sineması ile ilgili güzel çağrışımlar yapmış.Okumaya değer.
Agatha Christie'nin hastasıyız, Banu'nun elinden çıkma yazıyı bir çırpıda okuyacaksınız.
Ayın blogu röportajı'nda geçen ay OFF NE GİYSEM konuktu, bu ay CAFE FERNANDO'yu ağırladık.
Ben daha fazla bir şey demeyeyim,en iyisi indirin dergiyi, kendiniz zevkle okuyun.Daha neler var neler!
İŞTE BURDA! :)
2 Eylül 2010 Perşembe
1 Eylül 2010 Çarşamba
Şehir Tiyatroları 'Açık Hava' biletleri satışta !
Olley ! :)
Geçen senenin en sevdiğim oyunlarından olan 'İSTANBUL EFENDİSİ''yle ,
Aziz Nesin'in unutulmaz eseri 'YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ'la,
Yılların eskitemediği, Ekrem Reşit Reyin yazdığı,Haldun Dormen'in yönettiği 'LÜKÜS HAYAT'la
İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları perdelerini Cemil Topuzlu Açık hava sahnesinde 2011'e açıyor !
İnternetten bilet almak için BURAYA buyrun.
Geçen senenin en sevdiğim oyunlarından olan 'İSTANBUL EFENDİSİ''yle ,
Aziz Nesin'in unutulmaz eseri 'YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ'la,
Yılların eskitemediği, Ekrem Reşit Reyin yazdığı,Haldun Dormen'in yönettiği 'LÜKÜS HAYAT'la
İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları perdelerini Cemil Topuzlu Açık hava sahnesinde 2011'e açıyor !
İnternetten bilet almak için BURAYA buyrun.
30 Ağustos 2010 Pazartesi
62. EMMY ödülleri / Kazananlar tam liste :)
Böyle sakin sakin, sunucuların profesyonelliklerini konuşturduğu, ödül alma anında sahnede karmaşanın yaşanmadığı, dizi kalitesi birbirinden yüksek olduğu için 'aman da ödülü o almasaydı bu alsaydı' diye tartışabileceğimiz bir ödül törenimiz olur mu bizim de sizce?
Bu yıl 62.'si düzenlenen EMMY ödül töreninin sunucusu ünlü talk-showcu Jimmy Falllon.

En İyi Dizi : Mad Men
En İyi Erkek Oyuncu : Bryan Cranston/Breaking Bad
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Aaron Paul/Breaking Bad
En İyi Kadın Oyuncu : Kyra Sedgwick/The Closer
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Archie Panjabi/The Good Wife
En İyi Senaryo : Mad Men
En İyi Yönetmen : Steve Shill/Dexter (The Getaway)
KOMEDİ
En İyi Dizi : Modern Family
En İyi Erkek Oyuncu : Jim Parsons, The Big Bang Theory
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Eric Stonestreet/Modern Family
En İyi Kadın Oyuncu : Edie Falco/Nurse Jackie
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Jane Lynch/Glee
En İyi Yönetmen : Ryan Murphy/Glee (Pilot)
TV FİLMİ ve MİNİ DİZİ
En İyi Mini Dizi : The Pacific
En İyi TV Filmi : Temple Grandin
En İyi Erkek Oyuncu : Al Pacino/You Don't Know Jack
En İyi Kadın Oyuncu : Claire Danes/Temple Grandin
En İyi Yönetmen : Mick Jackson/Temple Grandin
DİĞER
En İyi Variety Show : The Daily Show/Jon Stewart
En İyi Reality Show : Top Chef
En İyi Animasyon : Disney Prep & Landing
Bu yıl 62.'si düzenlenen EMMY ödül töreninin sunucusu ünlü talk-showcu Jimmy Falllon.

Yine Mad Man en iyi drama dizisi ödülünü aldı. Seyretmediğim için yorum yapamıyorum ama 'yeter artık başka bir dizi alsa şu ödülü' diyener çoğunlukta.
İşte ödüller :
DRAMA
En İyi Dizi : Mad Men
En İyi Erkek Oyuncu : Bryan Cranston/Breaking Bad
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Aaron Paul/Breaking Bad
En İyi Kadın Oyuncu : Kyra Sedgwick/The Closer
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Archie Panjabi/The Good Wife
En İyi Senaryo : Mad Men
En İyi Yönetmen : Steve Shill/Dexter (The Getaway)
KOMEDİ
En İyi Dizi : Modern Family
En İyi Erkek Oyuncu : Jim Parsons, The Big Bang Theory
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Eric Stonestreet/Modern Family
En İyi Kadın Oyuncu : Edie Falco/Nurse Jackie
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Jane Lynch/Glee
En İyi Yönetmen : Ryan Murphy/Glee (Pilot)
TV FİLMİ ve MİNİ DİZİ
En İyi Mini Dizi : The Pacific
En İyi TV Filmi : Temple Grandin
En İyi Erkek Oyuncu : Al Pacino/You Don't Know Jack
En İyi Kadın Oyuncu : Claire Danes/Temple Grandin
En İyi Yönetmen : Mick Jackson/Temple Grandin
DİĞER
En İyi Variety Show : The Daily Show/Jon Stewart
En İyi Reality Show : Top Chef
En İyi Animasyon : Disney Prep & Landing
Çağan Irmak'ın yeni filmi : PRENSESİN UYKUSU
Çağan Irmak yeni bir soluk Türk Sineması için.
Yönettiği filmlerle toplumun her kesimine hitap eden işler yapabilmiş olması benim için etkileyici.
He ben yerlere göklere sığdıramayanlardan değilim ama hem gişede böylesi başarı yakalayıp hem de Recep İvedik gibi olmadan, seviyeyi koruyarak iş yapabilen varsa buyursun çıksın bir adım öte.
(Recep İvedik'in ilk iki filmini seğrettim, güldüğüm sahneler de var ama yine de hakkında yapılan olumsuz eleştirilere katılıyorum)
Bu konuyla ilgilil Venedik Film Festivaline günler kala, 1 Eylül'de yeni sayısı çıkacak olan Ajanda Dergi'de Sinem'in el attığı inceleme yazısını somut örnekler eşliğinde okuyabilirsiniz.
Heh Çağan Irmak diyorduk... En sevdiğim iki Filmi Ulak(2007) ve Issız Adam(2008).
Diğer uzun metrajlı sinema filmleri ise sırayla :
Çilekli Pasta (2000)
Bana Şans Dile (2001) * Gerçekten şansa ihtiyacı var, oldukça kötü bir filmdi...
Mustafa Hakkında Her Şey (2004)
Babam ve Oğlum (2005) * %100 ağlatma garantili :)
Karanlıktakiler (2009)
Veee 19 Kasım'da izleyicisiyle buluşacak olan son filmi Prensesin Uykusu.
Konusu : Sıradan görünen ama aslında rengarenk karakterlere sahip bir grup insanın birlik olup kaderi değiştirme çabaları...
Filmin başrollerinde Çağlar Çorumlu, Sevinç Erbulak, Genco Erkal, Alican Yücesoy, Şevval Başpınar, Ayşenil Şamlıoğlu, Funda Şirinkal, Baran Ayhan ile konuk oyuncu olarak Işıl Yücesoy yer alıyor.
Kendisini tiyatroda defalarca beğenerek izlediğim Çağlar Çorumlu'nun beyaz perdedeki oyuncluğunu heyecanla bekliyorum.
Filmin müzikleri REDD'in eline teslim.Zaten filme ilham veren de REDD'in 'Prensesin uykusuyum' şarkısı. Dinlemek için buraya tıklayın.
Ve gelelim bu filmin Post olma sebebine. Efendim 3 Eylül'e kadar Most Production ve Beyazperde.com'un sayfalarında bulunan oylama butonlarını kullanarak bu filmin afişinin hangisi olması istediğini belirtiyorsunuz ve afiş seçimine sizlerin beğenisi yön veriyor.
Güzel bir uygulama değil mi?
O 4 afiş ise aşağıdaki gibi :
27 Ağustos 2010 Cuma
Açlık Oyunları / The Hunger Games
Bir kitabı seçerken kriterleriniz nedir?Yada kitabı okuyup bitirdikten sonra üzerinizde nasıl bir etki bıraksın istersiniz?
Edebi dili olması, kurgusunun iyi yapılmış olması, sürükleyiciliği, öğretici olması vs. vs.
Şimdi bahsedeceğim kitap hakkında vardığım yargı net değil.Ama kesinlikle sürükleyici olduğunu söyleyebilirim.
Evet kitap sizi ilk sayfalarda kendine bağlıyor, durmadan boş vakit yaratıp okumak istiyorsunuz. Ayrıca kurgu da başarılı, şu an olmayan bir gerçeklikte yaşıyor kahramanlarımız.
Aslında bu kısım tartışılır, şu an olmayan dedim değil mi? Birilerinin refah içinde yaşarken, başka birilerinin yokluk çekmesi ...
Yazarımız burada toplumsal bir çözümleme yapmış mıdır bilmiyorum ama yaşananları okurken etkilenmemeniz elde değil.
Yine de bu kitapta diğer bestseller'lere nazaran olmamış diyeceğim bir yön var, ticari kaygılarının fazla olduğunu düşünmem belkide. Ya da bunu diyerek Suzanne Collins'e haksızlık ediyorum, bilmiyorum ...
Benim okuduğum, 3 serilik bir kitabın birincisiydi. Önümde okumam gerek 2 kitap, yani 1000 sayfa var ...
Önümüzdeki aylarda serinin 2 kitabı olan 'Ateşi Yakalamak' ı okuyacağım.
2011 yılında beyaz perdeye aktarılacak olan 'Açlık Oyunları' bir nevi survivor hikayesi.
Kafam dağılsın dediğiniz an başlayın, kitabıı okumaktan başka bir şey düşünemeyeceksiniz.
Bakın Stephen King 'Açlık Oyunları' hakkında ne demiş ?
'Elimden bir türlü bırakamadım… Bağımlısı oldum'
Sanat Notları'nın kitap hakkındaki yorumunu merak ediyorsanız tıklayınız.
Not: Şu günlerde Kitapyurdu'nda kampanya var, Açlık Oyunları'nın yayınevi Pegasus'un tüm kitapları için kargo ücreti ödemiyorsunuz: Burayı tıklayabilirisniz.
Edebi dili olması, kurgusunun iyi yapılmış olması, sürükleyiciliği, öğretici olması vs. vs.
Şimdi bahsedeceğim kitap hakkında vardığım yargı net değil.Ama kesinlikle sürükleyici olduğunu söyleyebilirim.
Evet kitap sizi ilk sayfalarda kendine bağlıyor, durmadan boş vakit yaratıp okumak istiyorsunuz. Ayrıca kurgu da başarılı, şu an olmayan bir gerçeklikte yaşıyor kahramanlarımız.
Aslında bu kısım tartışılır, şu an olmayan dedim değil mi? Birilerinin refah içinde yaşarken, başka birilerinin yokluk çekmesi ...
Yazarımız burada toplumsal bir çözümleme yapmış mıdır bilmiyorum ama yaşananları okurken etkilenmemeniz elde değil.
Yine de bu kitapta diğer bestseller'lere nazaran olmamış diyeceğim bir yön var, ticari kaygılarının fazla olduğunu düşünmem belkide. Ya da bunu diyerek Suzanne Collins'e haksızlık ediyorum, bilmiyorum ...
Benim okuduğum, 3 serilik bir kitabın birincisiydi. Önümde okumam gerek 2 kitap, yani 1000 sayfa var ...
Önümüzdeki aylarda serinin 2 kitabı olan 'Ateşi Yakalamak' ı okuyacağım.
2011 yılında beyaz perdeye aktarılacak olan 'Açlık Oyunları' bir nevi survivor hikayesi.
Kafam dağılsın dediğiniz an başlayın, kitabıı okumaktan başka bir şey düşünemeyeceksiniz.
Bakın Stephen King 'Açlık Oyunları' hakkında ne demiş ?
'Elimden bir türlü bırakamadım… Bağımlısı oldum'
Sanat Notları'nın kitap hakkındaki yorumunu merak ediyorsanız tıklayınız.
Not: Şu günlerde Kitapyurdu'nda kampanya var, Açlık Oyunları'nın yayınevi Pegasus'un tüm kitapları için kargo ücreti ödemiyorsunuz: Burayı tıklayabilirisniz.
26 Ağustos 2010 Perşembe
Revolutionary Road / Leonardo ve Kate'in bitmeyen çilesi ...
Genç kuzu Leonardo DiCaprio ile zarif güzel Kate Winslet'ın yıllar önce başrolünü paylaştığı, hala İZLEMEMEKTEN büyük keyif aldığım Titanic'ten sonra, Kate'in eşi Sam Mendes'in yönetmenliğinde 2008 yılında tekrar buluştukları film Revolutionary Road.
Bizim Türk filmlerine benzer bir havası.Örneğin, Vavien'de çözümlenen aile yapısı,karı-koca ilişkisi ve bu ailenin toplumun diğer bireyleri olan etkileşimi gibi.
(Ay birden nerdeyim ben konuşma mı yapıyorum bir panelde diye düşünmeye başladım)
Sam Mendes daha önce Amerikan Güzeli'nin de yönetmeniydi, dikkat et Sam'ciğim üstüne yapışmasın bu tarz.
İzlerken ister istemez yaşadığınız, oluşturduğunuz hayatı sorguluyorsunuz; her şey yolunda olsa bile.
Doğru yada yanlış kararlarımız ve seçimlerimizle varız, seçtiğimiz hayatı yaşıyoruz eninde sonunda değil mi?
Bakmayın yukarıda güldüklerine, aslında kasvetli bir film.Drama...
Biraz sarsıcıydı.
IMDB puanı 7.6
23 Ağustos 2010 Pazartesi
BODY WORLDS / Orijinal Vücut Dünyası Sergisi
Benim için öğretici, Engin için ise keyifli bir sergi idi.
Okul yılları boyunca 5 üzerinden 3 aldığında havalara uçan, ders kitaplarının arasında hikaye/roman okuyan ben, onikiparmak bağırsağı, kılcal damar vs. gibi bilgilere İlkokul 5. sınıf öğrencisi nasıl şaşırıp 'aaa öylemiymiş' diyecekse, benzer tepkiler verdim.
Her insanın dış görünüşü nasıl birbirinden farklı ve benzersiz ise, sergide görünmeyen organlarımızın, vücudumuzun da farklılığı ve yapısı gösterilmiş.
Gerçek insan bedenleri özel bir teknikle (plastinasyon) korunup sergi modeli olmuş.Bu kişilerin/bağışçıların kimliği ve ölüm nedenleri açıklanmıyor.
Benim için en ilgi çekici noktalardan biri de örneğin bir normal/sağlıklı akciğerin bir de kanserli akciğerin yanyana sergilenmesi gibi bir organın birden farklı halinin anlatımının var olmasıydı.
Akciğer demişken, tabiki sigaranın zararları da vardı anlatılanlar arasında, hemen sergi çıkışında sigara içenlerin var olması da ayrı bir ironiydi tabi.
Minicik not: Bu konuyla ilgili ayrı bir post yapmak istiyorum önümüzdeki günlerde çünkü 1,5 yıldır hiç bir tütün mamülü içmedim,içme ihtiyacı da hissetmedim. Sigarayı mutlu bir şekilde bırakabilirsiniz emin olun.
Bodyworlds sergisi dünya üzerinde 30 milyonu aşkın kişi tarafından ziyaret edilmiş.
Velhasıl kelam, sergiden notlarım bu kadar.Ben çok beğendim, her kişiye de gitmesini tavsiye ederim.Aralık ayına kadar vaktiniz var.
Tam: 25 , öğrenci : 21 Lira. Mekan : Antrepo 3 Karaköy / İstanbul *
İstanbul Modern'in yanı
Kapıda bilet alabileceğiniz gibi aynı zamanda (maalesef) Biletix'i kullanabilirsiniz/ tlf : 0216 556 98 00
Okul yılları boyunca 5 üzerinden 3 aldığında havalara uçan, ders kitaplarının arasında hikaye/roman okuyan ben, onikiparmak bağırsağı, kılcal damar vs. gibi bilgilere İlkokul 5. sınıf öğrencisi nasıl şaşırıp 'aaa öylemiymiş' diyecekse, benzer tepkiler verdim.
Her insanın dış görünüşü nasıl birbirinden farklı ve benzersiz ise, sergide görünmeyen organlarımızın, vücudumuzun da farklılığı ve yapısı gösterilmiş.
Gerçek insan bedenleri özel bir teknikle (plastinasyon) korunup sergi modeli olmuş.Bu kişilerin/bağışçıların kimliği ve ölüm nedenleri açıklanmıyor.
Benim için en ilgi çekici noktalardan biri de örneğin bir normal/sağlıklı akciğerin bir de kanserli akciğerin yanyana sergilenmesi gibi bir organın birden farklı halinin anlatımının var olmasıydı.
Akciğer demişken, tabiki sigaranın zararları da vardı anlatılanlar arasında, hemen sergi çıkışında sigara içenlerin var olması da ayrı bir ironiydi tabi.
Minicik not: Bu konuyla ilgili ayrı bir post yapmak istiyorum önümüzdeki günlerde çünkü 1,5 yıldır hiç bir tütün mamülü içmedim,içme ihtiyacı da hissetmedim. Sigarayı mutlu bir şekilde bırakabilirsiniz emin olun.
Bodyworlds sergisi dünya üzerinde 30 milyonu aşkın kişi tarafından ziyaret edilmiş.
Velhasıl kelam, sergiden notlarım bu kadar.Ben çok beğendim, her kişiye de gitmesini tavsiye ederim.Aralık ayına kadar vaktiniz var.
Tam: 25 , öğrenci : 21 Lira. Mekan : Antrepo 3 Karaköy / İstanbul *
İstanbul Modern'in yanı
Kapıda bilet alabileceğiniz gibi aynı zamanda (maalesef) Biletix'i kullanabilirsiniz/ tlf : 0216 556 98 00
20 Ağustos 2010 Cuma
Son nefesim / Luis Bunuel
Öncelikle kitabı elimde 3 haftadır süründürdüğümü söylemek istiyorum. Hani öyle bir çırpıda okudum diyeceklerimden değil.
Anlatılanlar çok güzel, İspanyol yönetmen kendi yaşamını büyük bir içtenlikle yazmış kitabında.
Filmlerindeki çarpıcı sahneleri neden o şekilde tasarladığını, aslında filmin X bölümünde ne demek istediğini, geniş hayal dünyasını, ilişkilerini, çocukluğunu, yaşadığı çevreyi, dünyaya bakış açısını...
Ben en çok İspanya iç savaşı ve Franco hakkında neler demiş olabileceğini hayal ederek okumaya başlamıştım kitabı. Yakın arkadaşı olan Salvador Dali'ye o dönemki tutumundan dolayı oluşan kızgınlığını da net bir şekilde dile getirmiş.
Anılardan oluşan bir kitap olduğu için doğal olarak çok fazla özel isim var, bu kısımlardan dolayı biraz ağır gidiyor ama yönetmeni daha yakından tanımak için okunası.
ve 1900 doğumlu, gerçeküstücü/sürrealist usta yönetmenin filmlerinden bazıları :
- Bir Endülüs Köpeği
- Unutulmuşlar (Cannes'da en iyi yönetmen ödülünü aldığı film/1950)
- Viridinia (Cannes'da altin palmiye/1961)
- Burjuvazinin gizli çekiciliği (En iyi yabancı film Oscarı/1972)
- Arzunun o belirsiz nesnesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















