14 Ocak 2011 Cuma

Çarlık Rusyası'ndan Sahneler / PERA MÜZESİ

Gittiğim en güzel sergilerden bir tanesiydi. Kuratörünü saygıyla selamlıyorum. Aslında Müzeye gidiş sebebim Frida idi ve yanında bonusu olan Diego.
Meğer kalbimi asıl fethedecek 19. yüzyıl Rus Çarlık dönemine ait tablolarda oluşan Çarlık Rusyası'ndan Sahneler sergisiymiş.

Vaktiniz uygunsa Pera’ya doğru yol alın ve 20 Mart 2011'de biteceği için kaçırmayın derim.
(Eve döndüğümde teyzemi telefonla arayıp, oğlunu da yanına alıp gezmesini sitedim. Sayfalarca ezber ve zorlama ile edinilecek bilgi yerine Pera Müzesi'nde komşumuz Rusya’nın 1800 ve 1900 yılları arasındaki tarihine tanık oluyorsunuz)
Resmedilen insanların kıyafetleri ve
ifadelerinden ise ne kadar zor zamanlar geçirdiklerini anlayıp, bir kaç tabloyu gözleriniz dolu dolu inceliyorsunuz.
Savaşlar, sefalet ve baskı ile geçen bir yüz yıl, gerçeği resmetmeyi tercih etmiş sanatçılar tarafından, 100 küsür yıl sonra başka coğrafyadaki bir insanı böyle etkiliyor.
O tablolar üzerinden yine insana ulaşıyorsunuz ve aradan geçen yüzyıllar yaşanmış kötü zamanları değiştirmiyor, yazık ...


St. Petersburg‘daki Rus Devlet Müzesi'nin zengin koleksiyonundan seçilen başyapıtlar; çalışma ve yoksulluk, çocukların dünyası, halk eğlenceleri, savaş ve ölüm ile kentsoyluları konu alan sahnelerle devrime kadar yaşamın her alanından kesitleri yansıtıyor.




"Rus ruhu"; edebiyatta, müzikte ve güzel sanatlarda aşk, acı ve ölümün kol gezdiği bir duygu dünyası olarak işlenmiştir. Gündelik yaşam resimlerine 1860'lardan sonra gerçekçi eğilimler hâkim olur. İlerici ressamlar, çağın can alıcı sorunları olan sosyal adaletsizlik, serflik (1861'e kadar Rusya'da köylüler büyük toprak sahiplerinin mülkü sayılıyordu), çocuk işçiliği, kadınların hor görülmesi, yoksulluk gibi konuları işlemeye başlar. Gündelik yaşam, artık sanatçıların ilgi alanına girmiştir.


1870'ler ve özellikle de 1880'lerden sonra resimlerde daha olumlu bir hava esmeye başlar, acılarla dolu dünyadan yavaş yavaş çıkılır. Halk artık kurban değil, güçlü bir öznedir. Folklora, halkın doğa ve evren anlayışını şiirsel bir anlatımla betimlemeye önem veren bir eğilim belirir. Toplumsal sorunlar bütünsellikleri içinde ele alınır, artık suçlama değil, tahlil vardır.


Repin'den Makovski'ye, Yaroşenko'dan Şişkin'e ve dönemin daha pek çok ünlü sanatçısına yer veren sergi, dönemin Rusyası'nı hemen her yönüyle anlatırken, ele aldığı konular ve tiplemeleriyle,  Nikolay Gogol, Fyodor Dostoyevski gibi büyük Rus yazarlarının eserlerini okuyormuşçasına ayrı bir keyif de verecek.

5 yorum:

francesca mckennitt dedi ki...

Aaa. Az önce ben de yazmıştım bu sergiyi :))
Gerçekten çok güzeldi. Ben bu kadar beğeneceğimi sanmıyordum, aynı şekilde Frida için gitmiştim. Ama çok hoşuma gitti. Bence gezilmeli :)

Dısavurum dedi ki...

Böyle piştiye can kurban :) Hemen geliyorum okumaya.

Imge dedi ki...

Ne muhteşem sergiydi değil mi, Seda? O yoksul halk, düğünler, doğa resimleri, vs.. Her biri ayrı güzeldi. Annem buradayken ikinci kez gezdim ve bir kere daha hayran kaldım hepsine.. Sevgiler..

nurcan dedi ki...

o zaman hemen program yapmalı.. entegrasyona entegre olmak yerine biraz sanata entegre olmalı, eskisi gibi..

Dışavurum dedi ki...

Evet Nurcan, yakışır sana. Mimarım, entegrasyon başım :)