19 Ekim 2014 Pazar

Kitap Askına - Süreyya Operası

Bugün Efe ile Kadıköy - Happy Moons'ta kahvaltı ettik.
Tuvaletin önünde bekleyen mavi gözlü, sarı saçlı güzel bir genç kız vardı, Efe'nin gözü takıldı; 'Nereye bakıyorsun annecim' diye sordum. 'Anne su kızın gözleri çok güzelmis' demez mi.  :)
Kendi kendine arabası ile oynadı, kalemlerle boyama yapt. 3 yas bir mucize olabilir mi acaba?


Sonra saat 12 ye yaklastı ve müzikal'i izlemek üzere salonda yerimzi aldık. 3. sırada oturuyorduk, ki ilk sıralar ufaklıklar için gayet ideal bir mesafede.


Bıcırık daha yerine otururur oturmaz tavandaki freskler dikkatini çekti. Tek tek tüm karakterleri sorguladı.

Derken 'Kitap Askına' müzikali saat tam 12:00'da basladı. Canlı orkestra olması ve müzik aletlerini arada görebilmesi çok hosuna gitti. Genel olarak hikaye de ilgisini cekti. 5-6 yasında bir cocuk için daha uygundu sanırım, Efe'nin anlayamayacağı diyaloglar az da olsa vardı. Ancak müzikler ve kostumleri saskınlıkla izledi.

Bir sonraki ay yine Süreyya Operası'nda 'Fındııkıran' olacakmıs, görevliler Fındıkkıran'ın 3 yas icin daha uygun olacaginı söylediler. Biletler satısa cıkar cıkmaz alacagım: http://www.sureyyaoperasi.org


16 Ekim 2014 Perşembe

Yeni keşif: COURSERA: Online ve ücretsiz dünya standartlarında eğitim

Hala daha böyle bir sitenin varlığına inanamıyorum ve mutluluktan havalara uçabilirim!
Ben şu anda İstanbul Üniversitesi'nin Açık Öğr. Fakültesi'de Sosyoloji bölümü 3. sınıfta okuyorum. Hep içimde kalmıştı Sosyoloji, bir şekilde hayalimi gerçekleştiriyorum ve çok da şey öğrendim. 
Örgün öğretimde Üniversite hayatını tatmış biri olarak tabiki sınıf ortamının pek çok avantajı açık öğretimde yok... Bir de beni ekstra rahatsız eden, İstanbul Üniversitesi'nin yetersiz kaynak ve materyalleri. Çok fırın ekmek yemeleri gerek kaliteli eğitim standartlarına erişmek için. Yine de hiç bir şey yapmamaktan iyidir deyip ben kendime ne katarım ona odaklanıyorum.
Derken arkadaşım Coursera'dan bahsetti 'tam senlik' diye. Sadece benlik değil tabi 'hepimizlik' :)
Dünyanın çeşitli ve iyi Üniversiteleri'nde çalışan hocalardan bazıları Coursera'da size seçtiğiniz bir dersi anlatıyor. Türkiye'den de KOÇ Üniversitesi var kaynak sağlayan.
Daha sonra seçtiğiniz derse göre değişen sürede gerekli eğitimi alıp (6-8 hafta çoğunlukta sanırım), online sınava giriyorsunuz ve sertifika bile alabiliyorsunuz.
Kurs sürecinde ilgili forumları takip edip, diğer kursiyerlerle ve belki hocayla konu hakkında tartışabilirsiniz bile!
Dersler İngilizce, ama şimdilik 10 ders için Türkçe seçeneği mevcut. Altyazı şeklinde bir destektir sanırım bu. 
Yine de heyecanla araştırmaya devam ediyorum, bir çılgınlık yapıp Coursera'dan 1 ders edineceğim sanırım. 
Başka ders seçen olursa haber etsin! ;)

www.coursera.org




15 Ekim 2014 Çarşamba

Beauty and the Beast / Zorlu PSM


Dün gece Zorlu/Performans Sanatları'nda harika bir Broadway müzikali izledik: Güzel ve Çirkin.
'Güzel'i oynayan kızın konuşma ses tonuna hayran kaldım. Müzikleri, dekoru ve sahne kıyafetleriyle enfes bir gösteriydi.
Zorlu'nun açılmış olmasına, -o kocaman, sevimsiz binasına rağmen- tek sevinme sebebim büyük gösteri salonu ve getirdiği müzikaller. 
Beauty and the Beast'i ben de görmek isterdim diyen öğrenci arkadaşlarım varsa  öğrenci biletleri etkinlik günü akşam seansı için 17:00-19:00 arasında gişeden satın alınabiliyormuş ve 20 tl. 

7 Ekim 2014 Salı

Klasik bir tatil sabahı

Gece bıcırığın muslukları açık kalmış :)
Sabah erkenden uyandı, biraz Nick Jr izlemenin ikimize de zararı olmaz... Baba uyusun, 1 tatil sabahına 1 kurban yeter.
Örgü, dergi, internet. Bu günün hakkını vermeliyim, sağlık olsun yeter...


25 Eylül 2014 Perşembe

Bol fotograflı 'Nerelerdeydin?' diye soranlara postu

Merhaba herkese,

Yazıp yazıp siliyorum, hem de aylardır. Cok sevdigim insanların uzun süredir kötü hastalıkla mücadele ediyor olusu haricinde hayat kaldıgı yerden devam ediyor.
Umarım caresi bulunur, hep hep hep güzel haberler duyarız, kimse bir daha hasta olmaz...

Nisan ayından beri olan fotografları toparladım bilgisayar basına oturup.  Tüm sevenlerimize gelsin :)

Nisan 2014 - Marken Adası / Hollanda
Mayıs 2014 - Bayramoglu

Mayıs 2014 - Sultan Ahmet Camii (Oktay Colak ile fotograf gezisinden)

Mayıs 2014 - Edirne
Mayıs 2014 - Edirne
Haziran 2014 - Kadıköy
Temmuz 2014 - Gebze (Sunum yaparken beni çeken pek tatlı arkadaslarım var :) )

Eylül 2014 - Bayramoglu (Efe'nin komsu kankaları)

Eylül 2014 - Bayramoglu (Efe'nin göbekten kankaları :) )

Eylül 2014 - Ballıkayalar (Efe ve Cınar)

11 Haziran 2014 Çarşamba

Bir film (JAGTEN), bir dizi (GAME OF THRONES)

Geçtiğimiz 2 gün duygulardan duygulara hasıl oldum… 
İlk önce 2012-Danimarka yapımı ‘The Hunt’ filmini izledim. Erkek bir anaokulu öğretmeni ile bir kız çocuğu'nun küçük bir Danimarka kasabasında yaşadıklarını konu ediyor. Türkiye'de de pek çok festivalde gösterilmiş. Pek sevdim, ertesi gün de film aklımdaydı. Avrupalıların sorun çözme biçimleri ve sorun yaratma biçimleri farklı tabi, özellikle de Kuzey Avrupalıların bir enterasan benim büyüdüğüm Türk toplumuna göre. 
Bir filmden buralara geldim, haftalardır sosyoloji çalışıyorum, fazla konuşmayayım, siz bir izleyin bence :)
Imdb puanı: 8.3


Dün de Game of Thrones 4. Sezon 9. Bölümünü izledik. Dizinin en sevdiğim bölümlerinden biriydi. Ah Ygritte, çok ağlattın beni kız:
 'You know nothing Jon Snow'



6 Mayıs 2014 Salı

Dar Ağacında Üç Fidan...

Pek  güzel oldu bunu dinlemek:



ATTİLA İLHAN’IN “O MAHUR BESTE ” ŞİİRİNİN YAZILIŞ ÖYKÜSÜ
Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız
Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı
Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
Geceler uzar hazırlık sonbahara


Attila İlhan’ın bu güzel şiiri daha sonra bestelendi. Şiiri okurken ya da şarkı olarak dinlediğinizde adı geçen Müjgan hakkında ne biliyorsunuz? Büyük bir olasılıkla güzel bir kadın ismi olabilir mi? Olsa olsa unutulmaz bir aşkın yitirilen güzeli mi ? Bilemediniz.
İşte “Müjgan’la Ben Ağlarız” ve hüzünlü öyküsü… Attila İlhan anlatıyor;
“12 Mart sonrasının kahır günleriydi. Bir sabah radyoda duyduk ağır haberi: Deniz’lere kıymışlardı. Karşıyaka’dan İzmir’e geçmek için vapura bindim. Deniz bulanıktı; simsiyah, alçalmış bir gökyüzünün altında hırçın, çalkantılı… Acı bir yel esintisinin ortasında aklıma düştü ilk mısra… Vapurda sessiz bir köşe bulup yüksek sesle tekrarladım. Vapurdan indikten sonra da rıhtım boyunca bu ilk mısraları tekrarlayarak yürüdüm”.
“Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı ” 6 Mayıs 1972


Bir kadın ismi sanılan ‘’Müjgan’’eski dilde “kirpik” anlamına geliyor ve Şair’in “müjganla ağlaşmak”tan ne söylemek istediği orada çözülüyor; Attila İlhan, 6 Mayıs 1972 yılında idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’a ağlıyordu…
Şiiri ve şarkıyı şimdi bir de bu bakış açısıyla okuyun ve dinleyin…
Ruhun şad olsun büyük usta..

5 Mayıs 2014 Pazartesi

En sevdiğim hobim: 'Çarpıişi'

Ta taaa, işte son yaptığım çarpı işi:

Aslında Efe'nin odasına yapmıştım ama pembe çerçeveye koyunca renk engeline takıldı.
Banyoya asmaya kara verdim.
-Banyoda etamin mi olurmuş? 
-Bizim banyoda olacak :)