6 Mayıs 2011 Cuma

Çalıkuşu / Reşat Nuri Güntekin Romanından diziye uyarlama

İlk okuduğum Türk klasik edebiyat eseri, Reşat Nuri Güntekin’in ‘Ateş Gecesi’ romanıydı. Okuduğum hayatın gerçek olduğunu sanacak kadar inanmıştım ve saftım. Roman karakterleriyle üzülüyor, onlarla seviniyordum. Böylece en sevdiğim yazar oluştu bile Reşat Nuri Güntekin, ilginçtir yazarı bu denli sevmeme rağmen okumadığım romanları arasında Çalıkuşu var. Elim gitmiyor da bir türlü. Çünkü benim gözümde Çalıkuşu ‘Aydan Şener’in dizide canlandırdığı karakter artık...
Hatırlar mısınız TRT’nin TRT olduğu zamnlar bu dizinin nasıl da izlendiğini, sevildiğini.
Esin Engin’in insanın içine işleyen müziğiyle yapılmıştı ilk sahnenin açılışı. Babası asker olan küçük Feride ve annesi
vatana hizmet için ailecek gurbet ellerde yaşarlar yıllarca. Anne uzun ve zorlu yolculuklara daha fazla dayanamaz ve yorgun bedeni veda eder yaşama. Artık sadece babası vardır Feride için hayatta. Derken yatılı olarak Dame De Sion isimli Fransız mektebine başlar, haşarılıklar, eğlenceler... Bir gün babasının da acı haberini alır ve anne tarafı sahip çıkar Feride’ye.
Çatılara tırmanan bu yaramaz kıza okul müdiresi ‘Çalıkuşu’ ismini takar, teyze oğlu Kamuran ise tam tersine kıyafetlerine özenli, kibar ve uslu bir erkek çocuğudur. Büyür, serpilirler. İkisi de birbirini seviyordur ama zamanın koşulları mı, gurur mu; nefret mi bilinmez açamazlar birbirlerine içlerini. Kamuran’ın bitmek bilmez okul ziyaretleri, Feridenin kız arkadaşları tarafından da yakından takip edilir. Özenerek bu iki aşığın masum buluşmalarını izler, dinlerler.
Birgün Feride yanlış anlayıp, karar vererek, Kamuran’a işin aslını sormadan onu tersler ve ziyaretler kesilir.
Yıllar boyu birbirlerini yanlış anlayacak, kah buluşup, kah ayrılacaklardır.
Güzeller güzeli Feride ise yaşadıklarıyla bu romana hayat verecektir.
Küçük yaşta anne ve babasını kaybetmesi, bürokrasi nedeniyle karşılaştığı engeller, toplum baskısı, cehaletin karanlığı, geçim sıkıntısı, zamansız ölümler, yokluk, savaş ... Feride oldukça çetin yollardan geçer ancak yüksek karakterinden ve gurulu kişiliğinden hiç ödün vermez. Kendi yaralı bir kuş iken, başka insanların yaralarını sarmak için çırpınır.
Ben Feride’nin en çok çaresizliklerine üzüldüm... Ölüm karşısında , aldatılma karşında, sistem karşınıda, iftira karşısında... Ben olsam Feride’nin yerinde nasıl davranırdım? diye düşündüm hep.
Reşat Nuri Güntekin’in, kadını; erkeği ve dönemi ustalıkla analiz ettiği romanı, 1986 yılında 7 bölümlük bir dizi yaparak görsel bir keyfe dönüştüren yönetmen Osman F.Seden ve dizide kullandığı müzikleri ile bizi bir duygudan diğerine sürükleyen Esin Engin ise ayrıca başarılı. (Günümüzde olsa bu dizi 100 bölüm ve 2 sene sürerdi minimum)
Dizide öne çıkan isimlerden biri de Tabip Miralay Hayrullah Bey rolüyle de ölümsüzleşen Sadri Alışık şüphesiz. (Adını anmak dahi istemediğim yaşlı gazete yazarına bu diziyi/karakteri izletip, yaptıklarından utanmasını sağlamak isterdim) Feride çaresizdir, yaşadığı muhitte istenmez, parasızdır, güçsüzdür. Nüfuzlu ve güçlü karakter Hayrullah Bey, Feride’yle sırf içine düştüğü bu durumdan kurtarmak için evlenmek ister ve evlenirler de. 70’lerindeki bu yaşlı adamla, 20’lerindeki genç kızın izdivacını duyan yöre halkı ironik bir biçimde rahat bir nefes alır... 
Evlendikleri gece, Feride ürkerek ve çekinerek Miralay’ın yatak odasının kapısını çalar... Yaşlı adam her zamanki alaycı ve babacan tavrıyla, Feride’yi odasından uzaklaştırır ve bir daha böyle bir şeyi aklından geçirmemesini, ona sadece babalık yapmak için evlendiğini söyler. Yıllarca evli kalırlar ve ilişkileri de baba-kız sıcaklığında devam eder, ta ki Hayrullah Bey hayatını kaybedinceye kadar.
Ölmeden önce Feride’ye bir vasiyeti vardır: “Ailenle görüş ve bu mektubu Kamuran’a ulaştır”.
Halasının Trakya’daki yazlığına gider Feride, Kuzeni Müjgan hem sezgisi güçlü hem de Feride-Kamuran aşkından haberdar bir genç kızdır. Kamuran da gelir oraya. Evlenmiştir, bir de erkek çocuğu vardır ancak eşini hastalıktan kaybetmiştir.
Feride yaşlı eşinin öldüğünü Kamuran’a söylemez, mutluymuş gibi rol yapar ve dönüş/ ayrılma gününe hazırlanır.
Çalıkuşu’nun Bursa’da öğretmenlik yaptığı yıllar, güzelliği dillerden düşmez. Halk ona ‘Gülbeşeker’ lakabını takmıştır. Feride Kamuran’a Gülbeşeker tatlısını yapar bir gün ve o unutulmaz replik eminim bir çok izleyenin gözlerini dolduracak kadar etkilidir.

Feride: Kamuran! beni lafa tuttun, ikramda kusur ettim sana. Şu çöreklerden yemeyecek misin? Ah;,ama bunlar benim elimin marifeti. Adına da gülbeşeker diyorlar. Beğendin mi? 
Kamuran: Beğendim. 

F: Sevdin mi? 
K: Sevdim. 
F: Bir daha söyle, n'olur bir daha söyle... 
K: Sevdim, çok sevdim. 

F: Öyle değil Kamuran. Ben gülbeşeker'i sevdim, de... 
K: Ben gülbeşer'i çok, çok sevdim. 
F: Ben gülbeşeker'i çok çok çok sevdim, de. 
K: Ben gülbeşeker'i çok çok çok sevdim. Ben gülbeşeker'i senin tahmin edemeyeceğin kadar çok sevdim. 

Bu üstükapalı ilan-ı aşk diyaloğu biter bitmez, Ferine yine olay mahallini terkeder...
Derken Feride’nin eve dönme günü gelir, çatar. Miralay Bey’in Kamuran’a yazdığı mektubu, hala kızı Müjgan; Çalıkuşu feribota binerken vermesi gerekirken, Kamuran gerçeği bilsin diye bir gece önceden iletir.
Miralay Hayrullah, Kamuran’a; Feride ile aralarındaki baba-kız ilişkisini, Çalıkuşu Feride’nin genç adama olan aşkını hatta Kamuran’ın bu derin aşkı haketmediğini düşündüğünü bile içtenlikle yazmıştır. Sonuna da sakın bu sefer onu üzme ve elinden kaçırma diye eklemiştir.

Gerçeği Miralay Bey’in ölmeden önce kaleme aldığı mektuptan öğrenen Kamuran, faytoncu kılığında Feride’yi feribota götürür. Yanlış yoldan gittiklerini söyleyen inatçı Çalıkuşu, sürücünün Kamuran olduğunu anlar ve yine kaçar. Ama bu sefer son kez. İki aşık hikayenin sonunda kavuşur.

Feridenin tanıştığı kişiler, başına gelen olaylar romanın büyük bir kısmını oluşturur. Yaşdıkları ne kadar ağır ve acı olursa oldun, Feride’nin kalbinde, ruhunda hep ‘aşk’ı vardır.
Bana göre Çalıkuşu, sevdiği kişi tarafından, sevildiğinden de emin olmak isteyen bir karakterdir. Kaçar evet, bazen fazlaca gururu nedeniyle kaçar ama içten içe hep ‘o’nun tarafından kovalanmak, sevildiğini hissetmek ister.

Haftasonu hava kapalı olacakmış, 7 bölümlük Çalıkuşu dizisi D&R’da 7 VCD olarak satılıyordu bir kaç yıl önce, hala bulabilirsiniz belki. Evde romantik ve nostaljik vakit geçirmek için fena olmaz hani?
İyi tatiller şimdiden...

3 yorum:

nesobaby dedi ki...

Seni bu dizi baya etkilemiş haftalardır dilinde, ama ne güzel anlatmışsın ben mesela sonunu herhalde hiç izlememişim hep en son öğretmen olduğunu biliyorum gerisi yoktu hafızamda ben de diziyi izler gibi okudum :) Müziği de kulağımda ..

Ozge Kopuz dedi ki...

Merhaba blogunuzu yeni kesfettim ve hemen bu siteye katil kismindan basladim izlemeye:))
Cok renkli ve zevkli bir blog olmus.
Sizide benimkine beklerim
komirra.blogspot.com

cafenoHut dedi ki...

Dolu dolu, harika anlatmışsın. Şimdi gidip DVD'lerini alasım geldi:)