29 Mart 2010 Pazartesi

Savas yillarinda kultur devrimi


Hifzi Topuz`un kitaplarini okumayi seviyorum. Bilgi ve birikimini sadelikle anlatiyor , agir konulari akici bir dille aktariyor cunku.
`Savas yillarinda kultur devrimi` kitabi ise 1900 lerin basindan 1960 lara kadar dunyadaki gelismeleri , ulkemizdeki Koy Enstitulerinin kurulusu-kapanisi ve egitim-kultur alanindaki saygideger isimlerin cabalarini anlatiyor.

Arkadasim Burak anlatmisti. Izmir`de universite hazirlik icin dersaneye gidiyorlar , sinav yaklasmis artik son gunler. Matematik hocasi soruyor son dersinde , `cocuklar artik son gun , bana soracaginiz bir konu,soylemek istediginiz bir sey var mi diye`. Bir kizin talebi oluyor  `Hocam konulari sooyle bir toparlayabilir miyiz?`

:) Ben de bu kitaba karsi boyle iyimser bakiyorum su an. Hifzi Topuz onca yili sooyle bi toparlayabilmis gercekten hic de kalin olmayan bir kitapta.

Beni en cok etkileyen kismi ise , bir cok ulke 2. dunya savasiyla birebir muhatap olurken , sukur ki biz dogrudan etkilenmemisiz. O yillarda yeni bir ulke olarak toparlanmamizda onemli bir faktor. Hos uzay falan derken yine almis yurumusler savas sonrasinda ama ...
Bundan sonra umarim , bizden de bilime teknolojiye dair ses getiren isler cikar.

27 Mart 2010 Cumartesi

Oturduğum yerden eylem

Bu akşam saatler 20:30 'u gösterdiğinde , kalkın koltuğunuzda ; uzanın aydınlatmanın düğmesine , çevirin kapalı yönüne doğru.
Bırakın yarım saat öyle karanlık kalsın ortam.
Niye mi ?
Küresel iklim değişikliğine dikkat çekmek amacıyla başlayan ve tüm dünyada aynı gün aynı saatte ışıkların söndürülmesiyle gerçekleştirilen "Earth Hour" (Dünya Saati) 27 Mart 2010 Cumartesi günü (BUGÜN) Türkiye saatiyle 20.30 – 21.30 arasında tüm dünyada uygulanacak.


Tek başıma ne yapabilirim demeyin!
Işıklarımızı söndürerek iklim değişikliği mücadelesine katkıda bulunup, biz de çözümün bir parçası olabiliriz.


Çok iyimser geldim kulağınıza farkındayım , ama boşvermek istemiyorum . Boş verdiğim alanların ne hale geldiğini görmek beni sonrasında üzüyor çünkü ...

26 Mart 2010 Cuma

Baslik atmak yada atmamak ...

Gecen hafta sonu Engincigimle kahvalti ederken gorduk bunu , hemmen fotografladim :)
Anne , ogluna kiziyordu . Sunucuyu oglu olarak belleyecekmis bundan sonra , oz oglunu boyle tehdit etti ?

Raliiseverlere müjde

Ben bu işten anlamam , o yüzden müjdeyi kendime veremiyorum malesef :)
Ama vardır bir dört gözle bekleyeni elbet .
2010 Dünya Ralli Şampiyonası, takvimin 4. yarışı olarak ,15-18 2010 tarihleri arasında benim güzel şehrim İSTANBUL'da yapılacakmış.
BURAYA tıklarayak "Türkiye Ralli"si ile ilgili detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz , keyifli bir site yapmışlar ; süpriz ödülleri de var ;)

http://www.turkiyerallisi2010.com/#/anasayfa

23 Mart 2010 Salı

Kendi kendimi şikayet :) ve kampanya destek !


Bu sabah saat 6 suları , spora gitmek üzere arabanın başına bir geldim ki ; aynaya lastikle tuturmak suretiyle birileri 'ÇEK ARABANI' diye yazı asmış.
Dedim "reklam" herhalde.Halbuki bir grup örgütlü sivil , tepkisini göstermek için , kibarca arabaya bu yazıyı asmış . Çünkü arabam (mecburiyetten) kaldırıma park edilmiş halde idi :(
Bana tepki göstermekte kesinlikle haklılar. Bizim orturduğumuz semtte (İstanbul Anadolu Yakası-Küçükyalı-Çamlık) tüm kaldırımlar arabayla dolu malesef . Hatta bazı apartmanlar kamuya ait sokakları boya ile araba park edilecek şekilde çizmiş durumda. Yanlışlıkla oraya apartman harici biri park ederse o arabanın sileceklerini kaldırıyorlar.
Yan apartmanımızda Jeep sahibi bir bey de kaldırıma anahtarı sadece kedninde olan bir çubuk dikmiş. Anahtarıyla çıbuğu yerinden çıkarıp KALDIRIMA park ediyor arabasını her gün.
Sonuç olarak bu tepki , her ne kadar bana da gösterilmiş olsa :) , bundan sonra kaldırıma park etmemeye dikkat edeceğim.
Otopark'ı olmayan , evine yakın paralı otopark da olmayan araç sahiplerine de bir çözüm bulmak gerek ama , bu iş de belediyelere düşüyor sanırım.
ÇEK ARABANI kampanyasını destekliyorum , gösterdikleri duyarlılık ve harcadıkları çaba için teşekkürler.
http://www.cekarabani.org/


22 Mart 2010 Pazartesi

Kredi Kartı-Vak'a aaaaa!


En son 'Ben ruhi Bey nasilim' da izlemistim kendisini ve arkadasim Feray, Ugur Polat'i pek sever.Oyunculuk iyidir en azindan deyip gittik. Biraz da oyle oldu.
Ben Bankanin Bilgi Islem bolumunda calisan biri olarak ' hele de 'Krediler'e ait konularin is analistligini yapan biri olarak , oyunun basindaki temerrut,faiz gibi espirilerle pek eglendim.Ama sonlara dogru duraganlasti oyun.
Konuyu anlatmayacagim her zamanki gibi. Tek perdelik bu oyunda iki ayri bolum var ki bolumler arasi baglanti iyi kurulamamisti.
Erkek oyuncumuz Ugur Polat,  kadin oyuncumuz Cag Caliskur.Toplam oyuncu sayimiz iki :)
Efendim psikologsaniz,bankaci iseniz yada cagri merkezleriyle konusmaktan pek hoslanan biriyseniz oyunu sevme ihtimaliniz var.
Izledigim diger oyunlara haksizlik etmemek adina iyiydi diyemiycem , bu oyunda kararsiz kaldim .
Yok mu 'yorum' kisminda rengini belli edecek biri ? :)