90'lı yıllardan aklıma kazınan bir TV klişesiyle giriş yapayım dedim.
Bu sıra biraz kırgın ve kızgınım bazı araçlara. Google'a, Digiturk'e, saatlerce fazla mesai yaptıran işe vs.
Küstüm Google'a bloga da yazmıyorum. Eski günlerdeki kadar gezmiyorum da artık, yeni bir insan dünyaya getirceğim, kargaşa'nın ortasında bir küçük canlıyı koruyup, mutlu etmekle geçecek bundan sonraki ömrüm, ilk aylar yaşattığı şiddetli mide bulantısı ile beni yaşamdan soğuttu sağolsun yavrum :)
Artık zamanla, hangi bebek bezlerini kullandığımı, günde kaç kere beni uykusuz bıraktığını yada gülüşünü, konuşmasını mı yazarım buraya bilmiyorum.
O kadar çok çalışıyorum ki, yaşamam gereken güzel duyguları da pas geçiyormuşum gibi geliyor. Çalışmasam olur mu? Yok olmaz, ben yapamam. Yani umarsızca uyumak, gönlümce gezmek falan güzel olur da; bir yere kadar.
İç dökesim gelmişti, başı, sonu, nedeni olmayan bir yazı. Geleceğe not olsun kendim için.
Güzel günler umuduyla...
29 Mart 2011 Salı
1 Mart 2011 Salı
Blogspot.com yasaklanmış, YIL : 2011 !!!
Digiturk'un maç yayını bazı bloglardan yapılıyormuş diye blogspot.com'u kapatma kararı çıkartmışlar.
İnternet servis sağlayıcım Super online, hemen grup firmasının çıkarttığı karar uygyulamaya geçirip blogspot'a erişimi engelletmişler.
Henüz TTnet aboneleri etkilenmemiş durumda bu yasaktan.
Bu nasıl bir yasak ve ceza sistemidir?
Diyecek sözüm bile yok, yaptıkları bu yanlıştan bir an önce dönmelerini umuyorum.
24 Şubat 2011 Perşembe
Circ de Soleil / Saltimbanco - Avrupa turnesi - İstanbul
Biletleri 1 ay önceden almıştık. Bende bir heyecan, bir mutluluk; sabırsız bir çocuk gibi 23 Şubat akşamını bekledim.
İstanbul’un malum trafiği sayesinde 2 saat 15 dk’da Dudullu’dan, Abdi İpekçi spor salonuna gidebildim.
Gösterinin başlamasına 10 dk. vardı, binanın içinde bulunan
21 Şubat 2011 Pazartesi
Mimdir onun adı, gönderilince cevaplanmalı :p
İmgecan bugün beni mimlemiş, pek mutlu olup hemen cevapladım.
1-Gün içinde eğer gerçekleşirse şok geçireceğin şey:
Abimin evlilik kararı alması yada evlenmesi.
2-Gördüğün zaman eğer almazsan uyuyamam dediğin şey:
Öyle bir durumum yok, karnım tok, sırtım pekse hiç bir şey almasam olur.
2 sene önce Macbook düşmüştü aklıma, en çok istediğim şeydi sanırım. Aldım ve çok da memnunum.
Şu an da illa almam gereken bir şey olacaksa ya bir Apple ürünü isterdim yada masaj koltuğu. (Ama almadık ve uyuyorum gayet rahat :))
3-Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey:
Her ne kadar bu aralar nefret etsem de, ömrüm boyunca salçalı+ yoğurtlu çubuk yada fiyonk makarna vazgeçemediğim, 3 gün yemesem elimi ayağımı titreten yiyecek olmuştur.
Dondurma da aynı şekilde severim ama kışın olmuyor. :)
4-Uğurun var mı, uğurun?
Engin, eşim...
5-Kendine en yakıştırdığın renk:
Açık pembe ve açık mavi.
6-En sevdiğin takın:
Uzun bir kolyem var, ucunda da şekli, Ice age'de uğruna kıtaların bölündüğü, devirlerin değiştiği meşe palamuduna benzeyen bir taşı var. Hatta taşı ortadan ikiye kırılmış durumda ama çok severek takıyorum.
Bir de annemden hatıra kolye ucu var, onu seviyorum.
7-Takıntın?
Evi neredeyse saat başı havalandırıyorum, kışın soğuk günlerinde bile.
Bana göre önemli bir eyleme geçmeden önce dibe vuruyorum, diyet öncesi tıka basa yemek gibi.
Büyük bir şey almadan önce biraz fazla araştırıyorum. Kullanıcı yorumları, fiyatı gibi ...
Her sabah işe geç kalma korkusuyla uyanıyorum, toplasan yılda 1- 2 sabah max. yarım saat gecikirim oysa ki...
8-Bavulum çoktan hazır,gitmek istediğim şehir,ülke?
Amerika kıtası, komple ! :)
Bir de Paris'e ve Almanya'ya her zaman gitmek isterim.
9-Ben bu şarkıyı duyunca şakırım:
Leyla bir özge candır, kara gözlü ceylandır
doyulmaz hüsnühandır
kanılmaz bir içim su...
Allah
Leylaaaaaaaaaaaa AAHH LEYLA!
10-Solunda ne var?
Sinem'ciğimin hediye ettiği biblo + yılbaşı kartı, bir takvim ve Nurcan'ın doğum günümde yazdığı 'Sevgili Sedat' diye başlayan kart.
Ben de bu mimi Cerenimo, Sinem, Bero, Sokak Kedisi, Francesca ve Çido'ya gönderiyorum.
1-Gün içinde eğer gerçekleşirse şok geçireceğin şey:
Abimin evlilik kararı alması yada evlenmesi.
2-Gördüğün zaman eğer almazsan uyuyamam dediğin şey:
Öyle bir durumum yok, karnım tok, sırtım pekse hiç bir şey almasam olur.
2 sene önce Macbook düşmüştü aklıma, en çok istediğim şeydi sanırım. Aldım ve çok da memnunum.
Şu an da illa almam gereken bir şey olacaksa ya bir Apple ürünü isterdim yada masaj koltuğu. (Ama almadık ve uyuyorum gayet rahat :))
3-Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey:
Her ne kadar bu aralar nefret etsem de, ömrüm boyunca salçalı+ yoğurtlu çubuk yada fiyonk makarna vazgeçemediğim, 3 gün yemesem elimi ayağımı titreten yiyecek olmuştur.
Dondurma da aynı şekilde severim ama kışın olmuyor. :)
4-Uğurun var mı, uğurun?
Engin, eşim...
5-Kendine en yakıştırdığın renk:
Açık pembe ve açık mavi.
6-En sevdiğin takın:
Uzun bir kolyem var, ucunda da şekli, Ice age'de uğruna kıtaların bölündüğü, devirlerin değiştiği meşe palamuduna benzeyen bir taşı var. Hatta taşı ortadan ikiye kırılmış durumda ama çok severek takıyorum.
Bir de annemden hatıra kolye ucu var, onu seviyorum.
7-Takıntın?
Evi neredeyse saat başı havalandırıyorum, kışın soğuk günlerinde bile.
Bana göre önemli bir eyleme geçmeden önce dibe vuruyorum, diyet öncesi tıka basa yemek gibi.
Büyük bir şey almadan önce biraz fazla araştırıyorum. Kullanıcı yorumları, fiyatı gibi ...
Her sabah işe geç kalma korkusuyla uyanıyorum, toplasan yılda 1- 2 sabah max. yarım saat gecikirim oysa ki...
8-Bavulum çoktan hazır,gitmek istediğim şehir,ülke?
Amerika kıtası, komple ! :)
Bir de Paris'e ve Almanya'ya her zaman gitmek isterim.
9-Ben bu şarkıyı duyunca şakırım:
Leyla bir özge candır, kara gözlü ceylandır
doyulmaz hüsnühandır
kanılmaz bir içim su...
Allah
Leylaaaaaaaaaaaa AAHH LEYLA!
10-Solunda ne var?
Sinem'ciğimin hediye ettiği biblo + yılbaşı kartı, bir takvim ve Nurcan'ın doğum günümde yazdığı 'Sevgili Sedat' diye başlayan kart.
Ben de bu mimi Cerenimo, Sinem, Bero, Sokak Kedisi, Francesca ve Çido'ya gönderiyorum.
18 Şubat 2011 Cuma
Bana bunu yapmasalar, yorgunum...
Eski bir YKB çalışanıyım. O kurumda edindiğim arkadaşlıkları, dostlukları hiç bir kalabalık ortamda bulamadım 3 on yıllık ömrümde.
En sevdiğim ve sevildiğim arkadaşlarımın ‘çoğu’ ya Yapı Kredi’de çalışmıştır, yada hala orada çalışmaktadır.
Eşimle de orada tanıştık, 2005 yılının sonlarında...
Eşimin eski yöneticisi www.siirdefteri.com ‘un, iyi yürekli sahibidir. Bugün gibi nedenli yada nedensiz duygu dolu olduğum günler bayılırım şiir defterinde gezinip bir kaç şiir okumaya.
Cahit Külebi, Özdemir Asaf, Salah Birsel...
Bugün ise sitenin giriş sayfasında Atilla İlhan’ın bu şiiri vardı. Paylaşmak istedim, şimdiden iyi tatiller...
Pia
ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm
ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm
Atilla İlhan
14 Şubat 2011 Pazartesi
53. Grammy müzik ödülleri sahiplerini buldu
İşte günü sorusu : 53. Grammy ödüllerini kim kazandı?
Dudullu’dan bildiriyorum sayın seyirciler, işte 2011 Grammy kazananları tam listesi :
Lady Antebellum - "Need You Now"
EN İYİ KAYIT
Jay-Z & Alicia Keys - "Empire State of Mind"
Jay-Z & Alicia Keys - "Empire State of Mind"
EN İYİ COUNTRY ALBUMÜ
Lady Antebellum - "Need You Now"
EN İYİ RAP VOKAL PERFORMASI
Eminem - "Not Afraid"
Eminem - "Not Afraid"
EN İYİ ROCK ALBÜMÜ
Muse - "The Resistance"
Muse - "The Resistance"
EN İYİ POP GRUP/DÜET PERFORMASI
Train - "Hey, Soul Sister"
Train - "Hey, Soul Sister"
EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN ŞARKICI
Esperanza Spalding
Esperanza Spalding
EN İYİ KADIN POP VOKALLERİ
Lady Gaga - "Bad Romance"
Lady Gaga - "Bad Romance"
EN İYİ ERKEK POP VOKALLERİ
Bruno Mars - "Just the Way You Are"
Bruno Mars - "Just the Way You Are"
Yılın Kaydı: Lady Antebellum/Need You Now
Yılın Albümü: Arcade Fire/The Suburbs
Yılın Pop-Vokal Albümü: Lady Gaga/The Fame Monster
Yılın Dans Kaydı: Rihanna/Only Girl (In The World)
Yılın Elektronik/Dans Albümü: La Roux/La Roux
Yılın Rock-Vokal Performansı: Paul McCartney/Helter Skelter
Yılın İkili/Grup Rock-Vokal Performansı: The Black Keys/Tighten Up
Yılın Metal Performansı: Iron Maiden/El Dorado
Yılın Rock Şarkısı: Angry World/Neil Young, şarkı yazarı (Neil Young)
Yılın R&B Kadın-Vokal Performansı: Fantasia/Bittersweet
Yılın R&B Erkek-Vokal Performansı: Usher/There Goes My Baby
Yılın İkili/Grup R&B-Vokal Performansı: Sade/Soldier Of Love
Yılın R&B Şarkısı: Shine/John Stephens, şarkı yazarı (John Legend & The Roots)
Yılın R&B Albümü: John Legend & The Roots/Wake Up!
Yılın Rap Solo Performansı: Eminem/Not Afraid
Yılın Rap İkili/Grup Performansı: Jay-Z & Swizz Beats/On To The Next One
Yılın Rap Albümü: Eminem/Recovery
Yılın Prodüktörü (Non-Classical): Danger Mouse
Yılın Kısa Form Müzik Video'su: Lady Gaga/Bad Romance
12 Şubat 2011 Cumartesi
CAM / Tiyatro oyunu
Anadolu Yakası'nda oturuyor ve çalışıyorum. Karşıya geçmek yorgun olduğum zaman zul oluyor.
Nesobaby biletleri 1 ay önceden alayım mı diye sormuştu, bir heves 'evet' demiştim ama gün yaklaştıkça gözümde büyüdü yol.
17:30'da işten çıkıyorum, oyun saat 21:00'da başlıyor ve uyumamış, yorgun bir bünyeye sahibim...
Ölmek var dönmek yok! (Çok mu iddaalı bir çıkış oldu? :) )
Buluştum sevdiğim arkadaşlarımla ve
Nesobaby biletleri 1 ay önceden alayım mı diye sormuştu, bir heves 'evet' demiştim ama gün yaklaştıkça gözümde büyüdü yol.
17:30'da işten çıkıyorum, oyun saat 21:00'da başlıyor ve uyumamış, yorgun bir bünyeye sahibim...
Ölmek var dönmek yok! (Çok mu iddaalı bir çıkış oldu? :) )
Buluştum sevdiğim arkadaşlarımla ve
8 Şubat 2011 Salı
Tanrı olmak isteyen otobüs şöförü / ETGAR KERET
Hafta bitmek bilmiyor değil mi? Katılmamız gereken toplantılar, çözülmeyen sorunlar, geçilemeyen sınavlar.
Derin bir nefes alın ve 'boşverin' :)
Şimdi sendromumuzu azaltma vakti. Gidiyoruz bir D&R'ydi, Remzi'ydi, İnkilap'tı farketmez kitabevine, buluyoruz Etgar Keret'in 'Tanrı olmak isteyen otobüs şöförü' kitabını ve yazarın fantastik, insancıl, zengin dünyasına adım atarak müthiş bir yolculuğa çıkıyoruz.
Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaptı. Birbirinden bağımsız öyküler var, hangibirini okusam sarsıcı derecede etkilendim.
Bakış açısı, tespitleri, kurduğu cümleler (ki burda kitabın Çevirisini yapan Avi Padro'ya okuyucudan sonsuz teşekkürler ) ve seçtiği konular sizi bambaşka ve farklı bir yazar okuduğunuzu hissettiriyor.
Hevesle yazarın diğer kitaplarını temin edip okuyacağım.
Şimdi sizi kitaptan kısa bir bölümle başbaşa bırakıyorum:
Derin bir nefes alın ve 'boşverin' :)
Şimdi sendromumuzu azaltma vakti. Gidiyoruz bir D&R'ydi, Remzi'ydi, İnkilap'tı farketmez kitabevine, buluyoruz Etgar Keret'in 'Tanrı olmak isteyen otobüs şöförü' kitabını ve yazarın fantastik, insancıl, zengin dünyasına adım atarak müthiş bir yolculuğa çıkıyoruz.
Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaptı. Birbirinden bağımsız öyküler var, hangibirini okusam sarsıcı derecede etkilendim.
Bakış açısı, tespitleri, kurduğu cümleler (ki burda kitabın Çevirisini yapan Avi Padro'ya okuyucudan sonsuz teşekkürler ) ve seçtiği konular sizi bambaşka ve farklı bir yazar okuduğunuzu hissettiriyor.
Hevesle yazarın diğer kitaplarını temin edip okuyacağım.
Şimdi sizi kitaptan kısa bir bölümle başbaşa bırakıyorum:
“Cennet’in hayatlarını iyilik yapmaya adamışların yeri olduğunu sanırdım, ama öyle değilmiş. Tanrı böyle bir karar vermeyecek kadar merhametli ve müşfik. Cennet dünyada gerçekten mutlu olamayanların yeri. Bana buraya kendini öldürerek gelenlerin hayatlarını tekrar yaşamaları için dünyaya geri gönderildiklerini söylediler, çünkü ilk seferinden hoşnut kalmamaları ikinci seferde uyum sağlayamayacakları anlamına gelmiyor. Ama gerçekten uyum sağlayamayanların sonunda geldikleri yer burası. Hepsi değişik yollardan gelmişler Cennet’e....”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








