8 Ekim 2013 Salı

Durumlar değişiyor, kişiler aynı...

8 yıl durmadan çalış, sonra 2 yıl evde çocuk bak. İşte hayatımın bir bölümünün özeti :)
Tamamen kendi tercihimle Efe doğduktan sonra işe dönmedim, daha doğrusu 10 aylık yasal iznimin ardından işe başlamam gerekirken, son hafta yapamayacığımı anlayıp işe istifa etmek için gittim.
Bizim şartlarımız etrafımdaki arkadaşlarımdan farklıydı. Hemen hepsinin ya annesi ya kayınvalidesi destek olabilecek durumda ancak biz yurt dışında yaşayan bir aileden farksızız, benim annem melek oldu uzun yıllardır bizimle değil, Engin’inki ise şehir dışında yaşıyor.
Minicik bebeğimi bir başkasına emanet edemedim, çalışmamın gerekliliğini sorguladığımda evde kendi çocuğumla vakit geçirmenin çekirdek aileme yapabileceğim en anaç jest olacağına karar verdim :)
2 yıl sadece Efe ve ben. Dünya ikimizden ibaretti. Anne sütünü yeterince almış mıydı? Hasta olunca antibiyotik içmeseydi iyiydi, mağazaların çocuk reyonları ilgi çekiydi, Televizyon izlemesindi, onun için aktiviteler hazırlamalıydım, renkleri de öğrensindi, günü mutlu tamamlasındı, şımarık da olmasındı, kendimle ilgili bir şey yapacak olsam bile ikimizin müsaitliğini düşünmeliydim, onu kime bırakıp kuaföre gidebiliridim? Dikkatini sürekli çocuğa veriyorsun, üşümesin, düşmesin, acıkmasın, prize dokunmasın, kırmasın, temiz kalsın.. Uzar da gider. Ki görebileceğiniz en vurdumduymaz, telaşsız anne profili olmaya adayım. Çocuğunun peşinde bir tip hayal etmeyin bunları yazdım diye.
Onun sayesinde evde olmanın keyfini gezerek çıkardım ben de, müzelere gittim, sergiler gördüm, akrabalarıma, arkadaşlarıma gittim, evimize misafirler geldi, her hafta bir pazara çıktık :) İş stresini yaşamadığım ancak daha farklı kaygılar beslediğim 2 yıl… Gönlüm bir çocuğum daha olmasından yanaydı (hala da öyle) ancak bir kez daha olmayan şeyler için şükrediyorum. Çalışmaya başlayınca anladım ki birkaç yıl daha evde olmak bana hiç iyi gelmeyecekmiş. Yavaş yavaş eskiden çookk severek yaptığım aktiviteler yerini rutine bırakmaya başlamıştı. Tamam haftaiçi her yer boş, gezmek, trafikte olmak kolay ama çalışırken de programlıyabiliyorsun boş vakitlerini, dünyanın sonu değil. Şanslıysan iş yerinde güzel dostluklar kurabiliyorsun, aktivitelere katılıyorsun (bizim şirket bu konuda master) hatta size sevindiğim başka bir şeyi söyliyeyim biraz komik: öğlen yemeklerini sen yapmıyorsun :) :)

Efe 2 yaşını bitirdi, onun bu seneyi evde geçirmesini istemedik, yaşıtlarıyla ve çocuk gelişimi konusunda eğitimli insanlarla bir arada olsun deyip onu da kreşe gönderiyoruz. Bir ay oldu, hep burnu akıyor. Kreşin kötü tarafı bu maalesef, sık hasta olması. Olsun erkenden bağışıklığı güçlenecek diye düşünüp motive oluyorum. Dili iyice çözüldü, şarkılar, türküler evde Efe varsa sessiz 1 dk geçmesi imkansız. ‘Minimini guş konmuştu, pıpırederken canlandı’ favorilerinden :) İlk 2 hafta direnç gösterdi kreşe gitmemek için, çığlık kıyamet bırakıyordum okulda, anladı ki kararlıyız, kaytaramayacak mecbur alıştı. Kah güle oynaya, kah ‘okula gitmiycem’ blöfleriyle çıkıyoruz sabahları evden. Okulda keyfi yerindeymiş, uslu kuzu yaramazlık bile yapmaya başlamış artık. Arkadaşlarının yanında daha kendine güvenli duruyor artık, kreşin kişiliği üzerin etkileri ilk aydan gözle görünür biçimde belli. Kızını erken yaşta kaybeden akrabamız ‘Sabah çıkıp akşam evine geliyor ya bu yeter’ dedi bana bir sohbetimizde. ‘Çok haklısın’ dedim, söyleyecek kelime yok. Zaten serzenişler, ‘kahretsin bu niye böyle’ isyanları bana lüks gelir. Uzvu eksik ancak spor, sanat yapan insanları aklıma getirir utanırım, biz çaresiz bir hastalıkla mücadele ettik ailece; o günleri düşünüp çözümü olan soruna takılıp kalmamaya çalışıyorum. Üzlüyorsun tabi, moralin bozuluyor ‘bağzı şeylere’ demek istediğim o değil, ama ‘çocuğum küçücük vah vah kreşlere gitmek zorunda kaldı’ noktasında değilim onu demek istedim. Çok şükür onu emanet edebileceğim sıcak bir kurum buldum nokta. (Eti senin kemiği benim de demedik tabi müdüre Hanım’a canım :) bizim de bazı kriterlerimiz var :) )
Böyle işte, hayat kısa. 32 yıl ne zaman geçti? Ben ne ara anne oldum, 7 sene önce evlenmişim vs. vs. Daha kaç yıl var önümüzde kimse bilmiyor. Biz düzenimizi böyle kurduk şimdilik, sabah kafile şeklinde çıkıyoruz evden ekmeğimizin peşindeyiz :) Sonra? Sonrası iyilik güzellik…



Tel Cambazının Tel Üstündeki Durumunu Anlatır Şiir

Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama ağaçlar şöyleymiş
Ama sokaklar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.


Turgut Uyar

9 yorum:

fermina daza dedi ki...

Benim uzaktan gördüğüm, sevgi dolu, çevresine ilgili, uyumlu, son derece güzel bir çocuk büyütmüşsün 2 senede, daha ne yapacaksın :)
Sırf küçük diye her çocuğa da ilgi gösteren biri de değilim ama Efebeyler'i ilk gördüğümden beri bayıla bayıla takip ediyorum maceralarını.
Ben seni tebrik etmek istiyorum, küçük kurabiyeye de yanak makası yolluyorum burdan :)

Kitapçı Kız dedi ki...

Efe tam olarak ne kadarlıkken başlamış oldu kreşe? 2 yaş mı? Senin bu hareketin bizim gibi kreşten çekinenlere ön ayak olmuş olacak :)

Sen iyi bir annesin, Efe'nin süper annesi...kimse de bunu sorgulayamaz nokta...

Derya dedi ki...

Canım yazın beni çok duygulandırdı...O kadar benizyoruz ki... Ben de 30 yıl ne zaman geçti, ne zaman anne oldum, iş hayatında 9. yılıma (aralıksız) nasıl girdim, oğlum ne zaman 2 yaşına geldi diye düşünüp duruyorum.

Biz de sabahları yola düşüyoruz. Bazen kendimi sorguluyorum evde mi otursam diye ama yok yapamam, diyorum. Ben doğum izninden sonra 1 gün bile uzatmadan işe dönmüştüm.İyi ki de öyle yapmışım diyorum...Ama Bora'yla sarmaş dolaş daha çok vakit geçirmeyi de isterdim o minicikken tabi.Gerçi haftanın 4 günü çalışıyordum, süt izinlerimi rahatça kullanıyordum çok şükür.
Bu arada ben de öğle yemeklerinden epey karlı olduğumu düşünüyordum senin gibi, senin de yazdığını görünce şaşırdım ve güldüm :)

Bu arada Turgut Uyar'ı da çok severim...

Sevgiler
Neyse benziyoruz velhasıl...

Dışavurum dedi ki...

Fermina Daza, biz niye ayni sehirde degiliz diye uzuluyorum biliyor musun? Cok isterdim arada iki lafin belini kiralim. Efe'yi de Kahve'yle tanistirirdik, oynarlardi umarsizca :)) makasi zevkle alacagim biciriktan.

Dışavurum dedi ki...

Kitapci Kiz, son cümlelerin ne kadar güzel, cok tesekkur ederim, cok... Efe tam 2 yasinda basladi, 2011 Eylul dogumlu. Sinifinda 7-8 tane yasiti var, hepsi alismis durumda. İlk haftalar zor oluyor gercekten. Senin kuzun kac yasinda?

Dışavurum dedi ki...

Derya, memnun oldum. Bora da ne kadar tatlı Maşallah. Güzel özelliklerimiz, yaşananlar benzemeye devam eder umarım :)

Duygu Yaman dedi ki...

Sedacim bence her annenin yapmak isteyip de sartlar geregi veya baska korkularla gerceklestiremedigi birseyi yaptin 2 yil..ne mutlu sana.. ben 3,5ay dogum izninden sonra hemen ise basladim tabi senin de bahsettigin gibi annemin bakacak olmasinin rahatligiyla.ama bu aralar sunu dusunuyorum biliyor musun:bence.dogum izni birazcik da 2-2,5yas arasinda da olmali yaa..tam kivama geldiler,sohbet muhabbet,simdi daha keyifli onlarla vakit..simdi gercekten Efe ile daha cok vakit gecirmek isterdim acikcasi..:(

Kitapçı Kız dedi ki...

Bayram telaşesiydi falan derken ancak bakıyorum bloglara... Benimki de bugün tam 16 aylık oluyor :))

Bero dedi ki...

ya asıl sabah evden nası çıkıyosunuz üçünüz aynı anda hazırlanıp? bunu başarmak çok zor. biz de yaklaşık öyle çıkıyoruz, sabahları eray'ı yuvaya bırakıyorum ama sabah bazen kaos oluyor. tam çıkacaz tuvaleti geliyor, ya da pantalonu begenmiyo ya da illa ki tost isterim diye tutturuyor falan :)