11 Kasım 2009 Çarşamba

Murphy kuralları

· Başarı daima yalnızken gelir, başarısızlık herkesin içinde.


· Bir kişinin fikirlerini çalmaya intihal, bir çok kişinin fikirlerini çalmaya araştırma derler.

· Sen bir yanlış yapana kadar kimse seni dinlemiyordur.

· Yere düşürdüğünüz pazar çantası, daima içinde yumurta olan çantadır.

· Düşünmekten bıkılınca varılan yere sonuç derler.

· Sınava girmeden önce notlarına bakarsan en önemli yerlerin en okunaksız yerler olduğunu görürsün.

· Eğer bir işte bir terslik olması için x sayıda farklı yol varsa ve siz işe başlamadan önce x sayıda tedbir aldiysaniz x+1 terslik siz işi bitirmek üzere iken ortaya çıkar.

· Bir öğretmen öğrencilerin öğretilen dersten başka yapacak işleri olmadığını varsayar.

· Tecrübe ihtiyacınız geçtikten sonra edinilir.

· Çekici, güzel ve sizden hoşlanabilecek bir kadınla tanışma olasılığınız;

a-yanınızda karınız varken,

b-yanınızda sizden daha yakışıklı bir arkadaşınız varken,

c-yanınızda sizden daha zengin bir arkadaşınız varken artar.

-------------------------------------------


1.NE ZAMAN BİRŞEY YAPMAYA KALKIŞIRSANIZ, MUTLAKA ÖNCELİKLE YAPMANIZ GEREKEN BAŞKA BİRŞEY VARDIR.

2.BİRŞEYLERİN TERS GİTME OLASILIĞI VARSA, TERS GİDECEKTİR.

3.BİR KAÇ İŞİNİZİN BİRDEN TERS GİTME OLASILIĞI VARSA , KESİNLİKLE SİZE EN ÇOK ZARAR VERECEK İŞ TERS GİDECEKTİR.

4.BİR CİHAZI MONTE ETTİKTEN SONRA, MUTLAKA BİR KAÇ CİVATA ARTAR.

5.BİR ŞEYİ TAMİR EDERKEN, DÜŞÜNDÜĞÜNÜZDEN DAHA UZUN SÜRER VE DAHA PAHALIYA MAL OLUR.

6.HATA YAPMA OLASILIĞINIZ HER ZAMAN AYNIDIR.

7.BİR İŞİN NE KADAR ZAMANDA BİTECEĞİ SORULDUĞUNDA TAHMİN ETTİĞİNİZ SÜREYİ İKİ İLE ÇARPIP BİR ÜST ZAMAN DİLİMİNE GEÇİRİN (DAKİKA İSE SAAT, SAAT İSE GÜN)

8.BİR ŞEYLE FAZLA OYNARSANIZ, ONU BOZARSINIZ.

9.BİR ŞEYİ YERLEŞTİRİRKEN SIKIŞIRSA ZORLAYINIZ; KIRILIRSA ZATEN DEĞİŞTİRMENİZ GEREKİYORDU.

10.HER ŞEY DÜŞÜNDÜĞÜNÜZDEN DAHA UZUN SÜRER.

11.HER ŞEY İYİ GİDİYORSA MUTLAKA BİR AKSİLİK VARDIR.

12.DÜŞEN BİR NESNEYİ TUTMAYA KALKMAYIN BIRAKIN DÜŞSÜN, DAHA AZ ZARAR GÖRECEKTiR

8 Kasım 2009 Pazar

Ada sahillerinde ...

Apartman kapısından çıkarçıkmaz , ağzındaki cevizi yukarıdan yere atarak kırmaya uğraşan karga ilen başladı ada gezimiz.İşte kendisinin burnu havada fotosu.


Sonra atladık vapur'a ver elini Burgazada ! Ufak bir ada turu , her zamanki gibi hayran kaldığımız "ada evleri,tertemiz hava,telaşsız ada sakinleri,faytonlar ve  etrafa saldıkları eşsiz kokuyla;) adada ruhumuzu dinlendirip döndük.'Yahu burnumuzun dibinde sık sık gelmeli buraya' klişesi de tabii ki tekrarlandı.
Adalar ,İstanbul'da yaşamanın güzel yanlarından biri ;)

Barış'ın katlanılmaz ama yayınlanabilir esprisi ile yazımı noktalıyorum . Aşağıdaki apartman Heidi Klum'un babasınınmış. Oyyyy !!! üşüdünüz mü ? Üzerinize bir hırka alın :)


Sadece gülümseyin ve el sallayın çocuklar :)


Nicedir İremcik istiyordu,Madagaskar'ı izlemek. 4 insan ve bir köpek (Patik:) ) oturduk TV'nin karşısına seyredaldık hayvanlar alemini. Önce 1.film ,sonra hızımızı alamayıp serinin 2.filmi Madagaskar 2. Aslanlar,maymunlar,sincaplar,zürafalar,yengeçler,hipopotamlar,pinguenler :) derken ; nasıl izlendi iki film arka arkaya anlaşılmıyor tabii ..
Her zamanki gibi bir ara kestirmiş , pardon 'gözlerimi dinlendirmiş' olabilirim ama bu, filmin sıkıcılığından değil , naçizane tavuk misali erkenden uyumaya alışmış bünyemden kaynaklanmaktaydı.


Sağdaki 4 küçük penguen son derece iş bitirici ve uyanıktı,yaw ne sevimli hareketlerdi onlar.. Başlığımız da buradan etkilendi , bu bıcırıklar haylazlık yaptıkları esnada , etrafa şirin görünmek ve hatalarının anlaşılmaması için ekip liderleri tarafından 'sadece gülümseyin ve el sallayın çocuklar' repliğiyle yönlendiriliyordu .



Veee incelikle tasarlanmış esprilerin , en görseli aşağıdaki fotoda . Ekli aslan'ın saçları ünlü birilerini anımsatıyor mu ,sizce bu aslanı kim seslendiriyor olabilir? Cvp: Alec Baldwin ! :)


İzlerken güldük , eğlendik , bu filmi tavsiye ettik ;)

6 Kasım 2009 Cuma

En içten yetkili ağızdan 'grip' yazısı

Yav ne oluyor arkadaşlar ? Bir paranoya , bir korku sinsilesi ... Sanki bugüne kadar senatoryumda hiç hasta olmadı , hiç grip ilacı kullanmadık , yatak döşek yatan kimse olmadı gripten.
Tamam bu sefer daha ciddi anladık , yiyelim sebzemizi meyvemizi,sıkı giyinelim ; üşütmeyelim (har bakımdan yani :)) Hasta olduğunu gördüğümüz kimse ile de dipdipe olmayalım sonrasında yapacak bir şey yok.
He siz beni dikkate almayabilirsiniz :), aşağıda yayınlayacağım yazı 04/11/09 tarihli Akşam Gazetesi'nde yayınlanmış olup , Kardiyolog DR.MURAT KINIKOGLU'ndan bizzat izin alarak burada sizlerle paylaşıyorum.

İŞTE O YAZI :

Geçenlerde bir hastamdan bana geçmeye çalışan bir 'domuz gribi virüsü' yakaladım. Daha önce hiç görmediğim için çok heyecanlanmıştım.


Kendisine gazetede bir köşem olduğunu, röportaj yapabileceğimizi söyledim ama kabul etmedi. 'Seni Ayşe Arman'a veririm, seks hayatını anlatmak zorunda kalırsın' tehdidinden sonra bülbül gibi şakımaya başladı. İşte domuz gribi virüsü ile yaptığım röportaj:

Neden size domuz gribi diyorlar?

10'uncu kuşaktan büyük dedem ailesiyle bir domuzda yaşıyormuş. Meksika'da ilkel bir çiftlikte sıkış tıkış yaşarken büyük dedem 'Yetti artık' deyip çiftlik sahibinin oğluna atlayıvermiş. İnsanlar bizi o günden sonra tanıdı. Sonra da biliyorsunuz ismimizi değiştirdiler.

Bu ismi beğendiniz mi?

Kesinlikle hayır. Bilim adamları H1N1 diyor ama halkımız benimsemedi. Biz domuz gribi ismini istiyoruz. Halkın benimsemediği bir ismi yaşatamazsınız. Gerekirse Cumhurbaşkanı'na çıkacağız.

3 SAATTE 2 MİLYON ÇOCUK YAPTIM

Kaç yaşındasınız?

Sizin zaman ölçünüzle 3 saat yaşındayım. Biz grip virüsleri çok hızlı üreriz. Ben 10 milyonluk bir ailenin en küçüğüyüm. Şu saate kadar

2 milyon çocuğum oldu. Birkaç saat içinde öleceğim ama ölmeden önce milyonlarca çocuk yapacağım. En büyük amacım kendi neslimin devamını sağlamak.

Aileniz kalabalık mı?

O kadar geniştir ki saymakla bitmez. Siz insanların üzerinde yaşayanlarımızın dışında başta kuşlar olmak üzere kedilerde, maymunlarda kuşlarda yaşayan binlerce çeşit akrabamız var. Atalarım milyonlarca yıldır dünyada hüküm sürüyorlar. Bu yüzden son günlerde çıkardığınız yaygarayı bir türlü anlamıyorum? Sanki yeni ortaya çıkmışız gibi konuşuyorsunuz.

AŞIDA MİLYARCA DOLAR DÖNÜYOR

Bunun sebebi ne sizce?

Benden duymuş olmayın ama pis kokular alıyorum. Sizden birileri maddi menfaatleri için bizim gücümüzü abartıyor gibime geliyor. Hani şu 'aşı' meselesi, bu işte milyarlarca dolar dönüyor diyorlar.

Sizi yeryüzünden silmek istiyorlar, başarabilirler mi?

Sadece gülüyorum! Siz insanlar dünyada yokken bile biz vardık. Şimdi birkaç uyduruk ilaçla neslimizi ortadan kaldırabileceğinizi düşünüyorsunuz. İlaçlarınızın bizi tanımasını engelleyecek olağanüstü bir kamuflaj yeteneğimiz olduğunu unutuyorsunuz. Tamiflu'ya karşı hemen direnç geliştirdik. Hem birkaçımızı öldürseniz bile sağ kalanlarımız büyük bir hızla çoğalır. Bilim adamları (tabii bizimkiler) insan nesli ortadan kalksa bile bizimkinin devam edeceğini söylüyor.

Daha çok kimleri hasta etmeyi seviyorsunuz?

Bizim sizi hasta etme gibi bir amacımız yok, biz kendimize güvenle çoğalacak yaşam alanları arama derdindeyiz. Bu nedenle yaşam şansımız yüksek olan bağışıklığı düşük, iyi beslenmeyen, spor yapmayan, güneşlenmeyen, stres altındaki insanları seçeriz.

Bizden istediğiniz bir açılım var mı?

Size düşman değiliz. Aksine insanları severiz çünkü size muhtacız. Bize iyi bir yaşam ortamı sağlıyor, sıcak bir yuva, beslenmemiz için gıda veriyorsunuz. Haklarımızı verin yeter.

EVHAMLI ANNELER İŞİMİZE YARIYOR

Nasıl yani?

Laf aramızda sizin vücudunuzda hoşumuza gitmeyen

birkaç şey var. Bir kere yüksek ateşi hiç sevmeyiz, ateşiniz çıkınca bizim hareket ve çoğalma kabiliyetimiz azalıyor, sizin savunma hücreleriniz ise sıcak havada daha iyi savaşıyorlar. Sağolsunlar evhamlı anneler çocuklarına ateş düşürücü vererek bize çok yardımcı oluyorlar. İkinci hoşumuza gitmeyen şey; vücudunuzda yaşayan diğer bakteriler.

Onlar bizim yerleşmemize, yiyeceklerini paylaşmamıza izin vermiyorlar. Neyse ki sizler gereksiz yere antibiyotik alarak bizim düşmanımız olan bakterileri öldürüyorsunuz, böylece meydan bize kalıyor, istediğimiz kadar çoğalıyoruz.

Biz binbir suratız yakalayamazsınız!

Sizi aşı ile yok etme planları var.

Aşı mı? Biz o kadar büyük bir aileyiz ki bize karşı etkili bir aşı bulmanız imkansız. Binbir surat gibi devamlı şekil değiştiririz. Hangi birimizi yakalayacaksınız?

Bir vücuttan diğerine nasıl gidiyorsunuz?

Sizleri hapşırtıp öksürterek.

SİZ HAPŞIRDIKÇA BİZ YAYILIYORUZ

Nasıl yani?

Sizin hastalık belirtileri dediğiniz şeyler aslında bizim yayılma stratejilerimiz. Sabahtan beri öksürüyorsun, farkında değil misin? Biraz önce hapşırdın. Burnun da akıyor...

Yani?

Seni hapşırtan ve öksürten benim. Amacım havaya yayılan partiküller ve burnundaki salgıyla etrafa yayılmak. Yeni kurbanlarımızı böyle buluyoruz. Hapşırmazsan, burnun akmazsa, mendil kullanırsan, elini yıkarsan başka vücutlara geçmem zorlaşır.

HATA YAPMAYIN 6-7 GÜNDE GİDELİM

Bizi öldürmeye niyetlisiniz demek?

Biraz önce söylemiştim. Sizi öldürürsek kendi geleceğimizle oynamış oluruz. Evet, size biraz rahatsızlık veririz ama bir yanlış yapmazsanız 6-7 gün en fazla 10 gün içinde çekip gideriz.
Kaynak.

Ben Acapella gördüm



Neso bir heyecanlandı bu akşam Acapella var diye , arkadaş biliyo tabii . Ben de sordum , o ne ola ki ? Acapella yani .
Benim anlayacağım şekilde :) Hani Sertap Erener'in yıllar önce bir şarkısında da vardı , enstrümansız , insan sesi ile müzik yapmak. Hımmm dedim. Hem ben en son ortaokulda koro görmüştüm , hatta kanon yapmışlığım bile var. Kanondu di mi o ,hani herkes belli bir sırayla söylerdi şarkıyı. Neyse bilmiyorum konuyu , hiiçç derinlere dalmayayım ... :)
İstanbul Koro Günleri kapsamında ,bir Türk korosu vardı bu akşam Caddebostan Kültür Merkezi'nde Accapella Grup34 ve Kopuz Oda orkestrası. Sonra İtalyan Koromuz geldi Grand Combin Korosu . İkisini de dinlemek çok keyifliydi .
Bu insanlar amatörmüş , elimdeki broşürlerde yazdığı kadarıyla hepsi farklı meslek gruplarından, farklı yaşlardan kişiler .. Sanırım haftada 3-4 saat çalışıyorlar.
Böyle bir amatör grup kurulması , birilerinin bunun için çalışması dinlediğim müzik kadar hoşuma gitti. Sana noluyo demeyin :) Hep aynı kurslar var yemek,fotoğrafçılık vs. Ve sırf popüler olduğu için bir grup medyanın bu alanlara merak saldığını görüyorum (Çuvaldız =>ben dahil:)) Halbuki başka şeyler de var uğraşacak , hatta İtalyan grupta 70 yaşlarında bir teyze vardı. Helal olsun ! :) Bitmedi ki daha hayat , ne güzel hala heyecanlanıyor , mutluluk alanları açıyor kendine. (ay pek bi kişisel gelişim ağzıyla oldu :p)
Kısacası bu organizasyonun içinde dinleyici olarak yer alarak da farklı bir şey görmüş olmanın sevinci içindeyim , 'anlıyorsun değil mi ?' :)
Türkiye'deki bir amatör koro grubunun sitesini ziyaret etmek isterseniz BURAYA tıklayınız.

4 Kasım 2009 Çarşamba

Gizli Oturum



Şimdi efendim ben geçtiğimiz haftalarda, Şehir Tiyatroları'nda sergilenen Gizli Oturum adlı oyuna gitmiştim ama hemen gelip buraya yazmamıştım koşa koşa:). Baktım blogcaazım başı boş kalmış , hemen paylaşayım burda sade vatandaş olaraktan izlenimlerimi dedim.
Hani bir baaa-yan vardı geçen seneki ünlü bi dizide , Dudaktan Kalbe dizisiymiş şimdi Eda söyledi :) , neyseciime orada oynayan hatun kişi de vardı oyuncu kadrosunda (fotosunu en alta ekliyorum) , ki kendisinin geçen seneki Leonca ile Lena adlı oyununa da gitmiştim ama bu sene çok daha iyi oynuyor yada bu oyuna daha ısınmış sanki.
Oyunda genel olarak anlatılmak istenen  şey net , ama yani giriş - gelişme - sonuç açısından başarısız buldum. Bir türlü ısınamıyorsun hikayeye .Dekor falan ... Bi eğreti durmuş , baştan savma olmuş sanki.Ucuz bilet satılıyor diye , dekordan da çalınmaz ki canım ..
Konu içinde  'Bir kadının beğenilme arzusu'na değinilmiş  (Yani Sartre değinmiş ! ), ki tespit çok vurucuydu ve de doğru ... :)
Sonuç olarak gidilebilir evet ama 'Tekrar Çal Sam' kadar mükemmel bir oyun ve sahneleme , yada 'kim kimi kiminle' gibi başarılı bir komedi/kadro seçimine ,neden bu sene hala rastlayamadım şehir tiyatrolarında ?
Aziz Nesin'in ünlü eseri 'Yaşar ne yaşar ne yaşamaz' da halen sergileniyor , onu da kaçırmayın derim.
Haftaya 'Bozuk Düzen'i seyredeceğim , ümitliyim , bu sefer güzel şeyler yazacağım .. :)

2 Kasım 2009 Pazartesi

Kasım'a arka fonda müzikle mi başlasak ?


Bu hafta kendime değişik etkinlikler arıyorum ,hem de para vermeyeyim derseniz , müjde ! :)
2. İstanbul Koro günleri başladı .
Birincisine haberim olmadığından katılamamıştım , ancak bu sene etkinlğin bilgisini de ileten Nesobaby ile berbaer tadını çıkaracağız. (kendisi ile ilk böyle bir organizasyonda tanışmıştık , daha doğrusu yine o bizi davet etmişti ,yıllaaarrr önce , anılaaaaarrr.. :) )

İşte yetkili ağızdan etkinlik detayı :
4-8 Kasim 2009 tarihleri arasinda gerceklesecek 2. Uluslararası İstanbul Koro Günleri festivalimizin detayli konser ve seminer programi ekteki gibidir.

Konserlere girisler ucretsizdir.

Cok seli koro muzigi kulturunun ulkemizde taninmasi, yayginlasmasi ve hakettigi yere gelmesi amaciyla bu yil ikincisi duzenlenen, cok sesli muzik ve koro askimizla dogan bu organizasyonumuzla ilgili cevrenizde ilgilenecegini dusundugunuz kisi veya kurumlari bilgilendirip davet ederseniz cok seviniriz.

Gecen yil 400 kisinin katildigi festivalimize bu yil 7 farkli ulkeden toplam 700 korist katilmaktadir. Cok sesli muzik sever herkesi bu ucretiz etkinligimize bekliyoruz.

Sevgi ve saygilarla,
http://www.istanbulchoirdays.com/

Etkinlik detayı için 'read more'

Su içmeliyim çünkü ...


Vücudun %70 'i , beynin %60 'ı su . Eğer yeterli su içmezsek ,
  • Beyin hücreleri ve diğer sinir hücreleri hızla yaşlanır,büzülür ve hücreler arası iletişim zorlaşır
  • Hormonlar,nöropepetitler (? :) ) yani biyokimyasal süreçler yavaşlamaya başlar.
  • Beyin önce midedeki taze suya yönelir var olanı çeker eğer yetmezse mide özsuyundan alır
  • Midenin de nemli kalması gerektiği için , su deposu olan eklem noktalarına yönelir.
  • Yine tamamlayamazsa kandaki serum maddesinden su ihtiyacını karşılar.
  • Rutinleşen bu durum bir süre sonra mide rahatsızlıkları,romatizmal eklem hastalılkarı,kanın koyulaşması , damar tıkanıklıkları gibi rahatsızlıklara neden olabilir.
Bu yazıyı okuduktan sonra, yanı başımızda 1 bardak su bulundursak iyi olur sanırım .. :)

Kaynak : 'Beyin gücü' dergisi / Ekim 2009 sayısı