8 Ekim 2009 Perşembe

Mecbur Adam



Bugün , yılların kankası Nurcan ilen , Şehir Tiyatroları'nda sergilenen 'Mecbur Adam' oyununa gittik.
Küçüklükten beri bildiğim bir hikaye vardır , siz de hatırlarsınız sanırsam.
Adamın birinin eceli gelmiş , Azrail de demiş ki
-Bir şartla canını almam , bana senin yerine gönüllüce canını verecek bir başkasını bul!
Adam da çevresinde yakın bildiklerine açar konuyu , ailesine ...
Anne, baba,eş , kardeş ... Sadece biri kabul eder...
Heyecan olsun şimdi , oyunu izleyeceklerin tadını kaçırmayayım ,**spoiler :p** biri isteyerek verir canını eş'i için diyerek cevabı da vermeyeceğim :) :)
Neyse , oyun zaten biraz durağan . Bu 'durağan'ı kibarlığımdan söyledim , kimileri için sıkıcı olabilir ... Yine de sanata saygımız sonsuz :) Deli Dumrul'a da değinen bu oyunun bir diğer ilgi çekici/güzel yanı da tek perdelik olması ...
Tamam tamam,Şehir tiyatroları site'mi hack'lemeden yazıma son veriyorum :)

7 Ekim 2009 Çarşamba

İnternetten alışveriş

İnternetten yapılan alışveriş , mağazaya gitme derdinden kurtulmak bazıları için , ben gibi hesabını bilenler de :) indirimlerinden faydalanır sanal dünyanın.Eğer kredi kartı bilgileriniz vermekten çekiniyorsanız , sanal kart kullanın derim.
Özellikle hafta sonunun sabah saatlerinde Çatalçeşme'deki Remzi Kitabevine gidip , teeek tek en son çıkanları , sevdiğim yazarlara ait olanları seçerek kitaplarla yarenlik etmeye bayılıyorum.
Ama haftada bir kitap bitiren hem de korsan sevmeyen biri için bu satın alma işi (göreceli olarak :) ) pahalı olabilir.
Alın size bu adres. Kitaplar %60 'a kadar indirimli olabiliyor , kampanyaları takip etmek gerek.
Bir de makyaj konusu var , o başlı başına keselere zarar :) Konuyu uzatmadan adresi vereceğim ,işte burda,  çeşitli şehir efsaneleri var bu siteyle ilgili. Ben şimdiye kadar ne aldıysam orjinal idi , kırmadan, dökmeden 15 gün içinde teslim ettiler ürünleri , kapıma kadar. Bir seferde 100 Eur'dan fazla sipariş vermemek gerekiyor , gümrüğe takılabiliyormuş. Bir de parfüm alırsanız , ödediğiniz mal bedelinin %10'u civari bir shipping var , ona göre maliyet hesaplayın ;)
İşyeri ağzı ile oldu son cümleler idare edin , aksanım dönüyo işte böyle bazen , sehven ... :p

3 Ekim 2009 Cumartesi

Yaşasın spor !


Dökülen yapraklar,soğuyan havalar,üşüyen vücutlar ... Evet evet sonbahardan bahsediyorum :p
Şimdi evde oturup kahveler içmenin,haftasonları istediğimiz kadar uyumanın,eş-dost'la dvd alışverişi yapmanın zamanı geldi. Amaaaa tembelliğe alışmayalım,bir de bunun yaz'ı var :)
Çarşamba günü geceleyerek mesai yaptım,perşembe müzikal'e gittim,Cuma da arkadaşımın doğum günü davetindeydim.Yani Cumartesi sabahı için önceden ayarlanmış tenis maçı'nı ertelemem için tüm günler birlik etmişti !
Ayşegül'ün kararlı sesi,benim bu çabamı başlatamadı dahi ! İyi ki de gitmişim bu sabah spor yapmaya.
Haftalardır tembellelik yapmaya alışmış benlik , bayram etti Allah sizi inandırsın. Yarın sabah kalktığımda eklem ağrılarıyla şikayetini bildirecek olsa da  , spora bir başlangıç yapmış olmanın sevinci içindeyim ! :)
Merhaba spor ayakkabılarım , güle güle yorgun günler :p :)

2 Ekim 2009 Cuma

7 Şekspir Müzikali / Oyun Atölyesi


Mekan : Oyun Atölyesi , Oyun : 7 Şekspir Müzikali
Başrolde Haluk Bilginer ve ona eşlik eden birbirinden başarılı 4 dişi . Dün akşam oyunun ilk gösterisi idi.Müzikal şeklinde bir erkeğin hayatının 7 evresi anlatılmış.Bebeklik,çocukluk,ergenlik(aşık),askerlik,evlikilik,alkol/keyif ve yaşlılık.

Her telden müzik vardı , Haluk Bilginer'in sesinden.Tolga Çebi hazırlamış müzikleri , ki beğenmemek elde değil.

Oyunun başları gayet eğlenceli/ilgi çekici idi , sonlara doğru yaşlılık anlatırken uyuyan insan görmedim değil , buradan deşifre etmeyeyim şimdi :) Son kısımlar da aynı tempoda ilerleseydi daha iyi olurdu sanki , evet orda anlatılmak istenen durum için ağır ilerlemeli o kısım belki ama .. Bir kere coştu mu , öyle devam etmek ister bu deli gönül müzikalde :)

Magazin servisi'nden not :  Aşkın Nur Yengi de oradaydı , biz görüdük :)

30 Eylül 2009 Çarşamba

Twilight / Alacakaranlık izlencesi ...



Hayır yani , ben bu serinin filmlerini de izliyorum :) Bağımlıyım , ‘ben de bağımlıyım ‘ ; sağ elimi havaya kaldırarak kabul ediyorum :)

Filmini beğenmedim , çoğunluk kötülerken kitap’tan filme aktarılmış hikayeleri ,okuduğum bir şeyi izlemek bana güzel gelmiştir hep ,bundandır sesiz sessiz dururum bir köşede,. Severim çünkü benim kafamda okurken canlananları , başkasının gözüyle görmeyi.Bu sefer de ben beğenmedim işte ...



Karakterler daha sıcaktı sanki okurken , Bella’yı bilerek mi bu kadar ifadesiz yapmışlar acaba?
Başka bir insan seni sırtında taşıyarak saatte bilmem kaç km/hız ile gidiyor , metrelerce yükseğe tırmanıyor , hanım kızımızın yüzündeki ifade soldaki gibi ...

Edward Orlando Bloom gibi canlanmıştı gözümde . Elf/güzellik çağrışımından olabilir , Edward da filmde ayrı bir küçük Emrah idi sanki .. Kızlar hastası biliyorum ama göz gördü , söylemem gerek işte ;)


Hikayeye sadık kalınmış olması dışında pek de tutmadım bu filmi. Ömür Gedik'e sorarız bir de :p

28 Eylül 2009 Pazartesi

Bienal İstanbul 2009




Eşe dosta hava atmayalım , 'hiç bir sene kaçırmam bienal'i' , hastasıyım sanat'ın diye :) Kelime anlamı olarak 'bienal' iki senede bir demekmiş ve iki senede bir düzenleniyor. Modern sanatın sergilenmesi , sanatçının iç dünyasının karmaşıklığı .. :) bilemiyorum ne diyeceğimi ama anlaşılması güç bir şey şu bienalde gördüklerim.

Rahatça söyleyebileceğim sanat sanat içindi ,bu sebeple de rehber ile gezmek gerekiyordu sanırım, çeşitli sebeplerdenbiz rehbersiz gezdik; 4 arkadaş kafa kafaya verip anlamaya çalıştık . Çok etkileyici kısımlar vardı kendi adıma , Azerbeycan'da petrol sebebiyle vaad edilen refah yaşamlar ama gerçekleşmeyen hayaller ; iş dünyasında son derece rutin ve tekdüze işlerde istihdam edilen genç beyinlere yönelik sistem elleştrisi , savaş , işgal , bağımsızlık ... vs.


Mekanlar Tophane civarındaki Anterpo (No 5 idi sanırım) ve Tütün deposu. bir de Feriköy'de Rum okulu varmış , ama Rum Okulu için bu hafta bizim vaktimiz yetmedi.

Biletleri kapıdan temin edebiliyorsunuz , Biletix'e hizmet bedeli ödemenin çok da anlamı yok bu organizsyonda. Tam bilet 10 TL , öğrencilere ise giriş ücretsiz.Şiddetle tavsiye ediyorum ,gidenlerden de yorum bekliyorum ,son gün 12 Kasım 2009...

26 Eylül 2009 Cumartesi

Mevlana,Şems,Elif Şafak,AŞK !


Yirmi Beşinci Kural : Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama.İkisi de şu an burada mevcut.Ne zaman birini çıkarsız,hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak,cennetteyiz aslında.Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak;nefrete,hasede ve kine bulaşsak,tepetaklak cehenneme düşüveririz.
Popüler olan herhangi bir şey , özellikle bu bir kitapsa önyargılı yaklaşıyorum.Hep de yanlış yaptığımı farkediyorum... Dan Brown okumadan önce de böylesi kapılacağımı bilmiyordum,Adam Fewer (Olasılıksız,Zar Adam),Stephenie Meyer (Alacakaranlık,Yeni Ay),Grange(Leyleklerin Uçuşu,Kızıl Nehirler) gibi son derece popüler kitaplar şu an bir çırpıda! okunmuş olarak kitaplığımda duruyor :)

Gelelim Aşk'a ...O pespembe kapağıyla piyasaya çıktığında okuyacağımı düşünmüyordum.Herhalde, bir kadın yazar'ın diliyle yazılmış 'aşık olan başka bir kadının hikayesidir' diye düşünmüştüm.

Bahar'ımla konuşurken , 'oku Seda,çok güzel ,sandığın gibi bir hikaye değil' deyince, var bu işin içinde bir iş deyip başladım okumaya ! :)

Konu , anlatım biçimi ve bizden bir hikaye olması çok güzel. Türk bir yazarın kitabını beğenmek de ayrıca mutlu ediyor beni. Türkçe yazılmış , anadilimde yazılmış bir eseri okumanın keyfine diyecek yok demek isterdim ama , Elif Şafak kitabı İngilizce yazmış ?! Ve okuduğum kitap doğal olarak çeviri idi ...

Bu konuda ayrıca eleştiri almış Elif Şafak . Bir noktada sonuca bakmak daha doğru sanki ?

Kimileri de , yazılan bilgilerin gerçekliğini eleştirmiş .. Sufiler popüler olmak istemedikleri için ayrıca şikayetçi imiş. Vs vs...

Herkes kendince haklıdır muhakkak , yine de bize bizden birini anlattığı için , bir çok insanın Şems ile tanışmasını sağladığı için ve kitap okunmasına vesile olduğu için , ben bizzat kendim :) Elif Şafak'a teşekkür ediyorum .

Aşk'ın üstüne Ahmet Ümit'in 'Bab'ı esrar' kitabı okunursa , bu iş tadından yenmiyormuş :) Anlayacağınız bana Remzi'nin yolları gözüktü ...

25 Eylül 2009 Cuma

KAtil uşak (?) mı !


Lost'tan ağzım yandı mı desem , yüzüm güldü mü desem ...Çözemeden Neso elimize tutuşturdu Harper's Island'ı. Heh dedik bir bu eksikti , her hafta ne oldu diye merak ederek indir yeni bölümleri.Eroinman gbi sor çevreye 'xx'in yeni bölümü geldi mi ? (mal var mı? :)).Yor dur bu cillop kafayı , Dharma ne,Others kim,zaman mı kaymış falan filan. Hem benim gibi sosyal bir beynin ne işi olur Kuantum'la,hesaplamalarla.

Neyse , fena takıyorum kafayı dizilere,o yüzden yeni bir diziye bağlanmak için çok meşgulum derken,Harper's topu topu 13 bölümmüş.Süründürmüyor yani Lost gibi yıllarca ,poloroid dizi ;)
Lostroom diye bir dizi vardı hepi topu 6 bölümlük,gizemli bir konu idi çağrışım yaptı hemen yeni dizi arayanlara tavsiye edeyim onu da aradan.

Velhasıl kelam Harper's Island konusunda yeniyim , katil kim kısmına henüz ulaşamadım.Özetle yine bir ada hikayesi,'scream' tarzı klişe bir korku filmini dizi yapmışlar gibi geldi bana.

Korku,heyecan seviyorsanız izlenebilir.Dexter'dan kan görmeye alışık olanlar da sevebilir.
İyiseyirler ...